Hastanemizi Gezin   iletişim whatsapp0549 610 11 75   Online Randevu0850 811 50 52  

• Sağlam Çocuk ve Yenidoğan İzlemi


Yenidoğan ve çocuk takibi, doğum anından ergenlik dönemi bitinceye kadar devam eden süreçte çocuğun sağlığını ve gelişimini belirlenmiş aralıklarla düzenli olarak izlenmesini ve gerekli koruyucu önlemlerin alınmasını kapsar. İzlem ve takip sırasında çocuğunun muayenesi ile birlikte aileler bilgilendirilir. Yenidoğan döneminden itibaren takipler; doğum anı (ve izleyen ilk günler için anne hastane takibindeyken her gün), 7. gün, 6 aylık olana kadar her ay; 6. aydan sonra 9 , 12, 15, 18. aylarda; sonrasında ise 2, 3, 4, 5, 6, 8, 10, 12, 15 yaşlarında düzenli olarak yapılmalıdır. Doktorunuz Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı'dır, yani çocuğunuz sadece hasta olduğunda değil, öncelikle sağlıklı olduğu dönemlerde düzenli kontrollere getirmeniz gerekmektedir.


• Yenidoğan / Çocuk Reflü

Bebeklerin sindirim sistemleri henüz yeterli olgunluğa ulaşamadığı için sağlıklı bebeklerde reflü 18 aya kadar fizyolojik yani normal kabul edilir. Her ne kadar reflü normal kabul edilse de reflünün neden olduğu sorunlar bebeğin hayat kalitesini bozar. Hıçkırık, huzursuzluk, aşırı ağlama, sık sık ve kesik kesik kusma, kilo alamama, kilo kaybı, hırıltı, sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları reflünün sık karşılaşılan belirtilerindendir. Tanı muayene ve öykünün yanı sıra gerekli görüldüğünde tetkiklerle konulur.

• Büyüme Gelişme Geriliği

Çocuklarda, büyümeyi gösteren en önemli bulgu boy uzaması olup belirlenen normal büyüme eğrilerinden sapma gösterme, sabit kalma gibi durumlarda büyüme gelişme gerileğinden söz edilebilir. Büyüme gelişmeyi belirleyen faktörler; beslenme, ailesel ve hormonal faktörler olarak sıralanabilir. Sadece anne baba boyu ile alakalı olabilen büyüme eğrisinin altında kalma, birçok kronik hastalıkta da görülebilmektedir. Tedavi gerekliliğine doktorunuzun takipleri neticesinde karar verilir.

• Beslenme Bozuklukları

◦ Yemeyi Reddetme
◦ Obezite

Yemeyi Reddetme

Neredeyse tüm annelerin ortak sorunu iştahsız ve yemeyi reddeden çocuklardır. En sık görüldüğü yaş grubu 4 ay -3 yaş arasındadır.
Yemeyi reddetme, iştahsızlık, basit ya da ciddi bir enfeksiyona bağlı olabilse de asıl problem çocuğa kazandıralan beslenme davranışlarındaki hatalardır.
Eğer çocukta beslenme reddine bağlı büyüme gelişme geriliği izlenmiyorsa davranış değişikliği ve düzenlenmesi başta olmak üzere sebebe yönelik düzenleme yapılır.

Obezite

Son yıllarda hızla değişen beslenme alışkanlıları nedeniyle ne yazık ki artık çağımızda çocukalrın da en büyük sorunu obezitedir. Obezite; ortopedik sorunlardan diyabete, karaciğer yağlanmasından kalp krizine, çocuğun sosyal olarak arkadaşları tarafından alay edilmesinden, ciddi psikilojik rahatsızlıklara kadar bir çok sruna yol açmakatdır.
Çocuğun büyüme gelişme geriliğinin önemli olduğu kadar kilosunun yaşına ve boyuna göre normalin üzerinde seyretme eğiliminde olması da oldukça önemli erken farkedilmesi ve önlem alınması gereken bir durumdur.

Çocuğunuzun rutin sağlam çocuk izlemini yaptırınız ve beslenme alışkanlığında değişiklik farkettiğiniz zaman doktorunuzla mutlak paylaşınız.

• Akciğer Hastalıkları

AKCİĞER ENFEKSİYONLARI Bronşiyolit
2 yaşından küçük çocuklarda (özellikle 3-6 ay arası erkek bebeklerde daha sık karşılaşılan) kış ve ilkbaharın ilk aylarında görülen bir akciğer hastalığıdır. Enfeksiyonun sebebi genellikle viruslerdir.
Hastalık; burun akıntısı ,hapşırma, hafif üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde başlar. Çoğunlukla etrafında grip belirtilerini gösteren birileri vardır.
Belirtileri; iştah azalması, öksürük, hırıltı, nefes alırken ıslık sesi çıkarma, nefes darlığı, hafif ya da yüksek ateş olup kimi zaman ağızdan ilaçlarla tedavi edilebilirken kimi zaman hastaneye hatta yoğun bakım yatışlarına neden olmaktadır.

• Kabızlık

Çocuklarda sindirim sisteminin çeşitli sebeplerden yavaşlamasına bağlı olarak barsak geçişinin yavaşlaması, kaka sıklığının azalması, kaka yapmanın ağrılı bir hale gelmesi olarak tanımlanır. Kaka yapma sıklığı her yaşa göre farklılık gösterdiği gibi her çocuğa göre de farklılık gösterebilir. Kakanın sertleşmesi, dışkılama sırasında duyulan ağrı, popoda oluşan yırtıklar ve yırtıkların daha da çok ağrı yaparak kakayı tutma, tutulan kakanın daha da sertleşmesi şeklinde bir kısır döngü oluşturabilir.

Kabızlığın sebebi olarak çoğunlukla davranışsal problemler olsa da beslenme bozukluğu, kimi kronik hastalıklar da olabilmektedir. Tedavi sebebe yönelik olup ailenin sabırlı olmasını gerektirir.

• Demir Eksikliği Anemisi

Sanılanın aksine kansızlık vücuttaki kan miktarının az olması degil, kanin içerisindeki çok çeşitli hücrelerden biri olan ve vucuda oksijen dağıtmakla gorevli olan kırmızı kan hücrelerinin (alyuvarlar) icinde bulunan hemoglobinlerin azalması ya da düzgün çalışmaması durumudur.

Hastalık başlangıç ve orta seviyedeyken çok bulgu vermemekle birlikte süt çocukluğu döneminde, demir eksikliğiyle giden kansızlık çocuğun nörolojik ve fiziksel gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.

Geç dönemlerde karşılaşılan belirtiler ise solukluk, halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı hissi, saçlarda dökülme ve ağız kenarında yaralar, pika denilen toprak (duvardan dökülen parçalar), kibrit ucu, vs yeme istegidir. Hastalığın tanısı, hastanın dikkatli muayenesi ve kan tahlilleri ile konulmaktadır.

• Megaloblastik Anemiler

Özellikle et yemeyen çocuklarda ve vejeteryan/vegan beslenen kişilerde ya da barsaklada emilim bozukluğuna bağlı görülen bu anemi (kansızlık ) şeklinin temel nedeni vücutta folik asit ve B12 vitaminin eksikliğidir. nedeniyle ortaya çıkar. Belirtileri; yorgunluk, halsizlik, iştah ve kilo kaybı, unutkanlık, kas zayıflıkları,kırmızı ve ağrılı dil, anormal el kol hareketleri. ellerde ve ayaklarda his kaybı ve yürüme ve ellerin kullanılmasında zorluklar olarak karşımıza çıkabilir.

Hastalığın tedavisi altta yatan sebebe yönelik olarak yapılmaktadır.

• Allerji ve Allerjik Hastalıkları

Alerji ve alerjik hastalıklar, basit hapşırma atakları, burun, göz kaşıntısından nefes borusunun ödemle şişip tıkanmasına kadar uzanan geniş bir yelpazedir. Genetik yatkınlığın ( anne, baba, kardeş, 1. ve 2. derece akrabalar) kesinlikle önemli olduğu alerjik hastalıklarda, çevresel faktörlerin etkisi de çok büyüktür.

Alerjik hastalıklar çoğunlukla genetik geçişli olması sebebiyle bu hastalıkları tamamiyle ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi yoktur. Ancak erken tanı ve iyi ve doğru bir tedavi ile tamamiyle kontrol altına alınabilen hastalıklardır.

Tedavide amaç; hastaya, şikayetlerinin en az derecede olduğu ya da hiç olmadıgı daha konforlu bir yasam saglayabilmektir.

Alerjik hastalıklar denilince başta gelen hastalıklar:

-Allerjik Rinit: burun kaşıntısı, sürekli burunla oynama, hapşırma, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı
-Atopik Dermatit: Vücutta bebeklik döneminde yanaklarda başlayan sonra yüzün diğer kısımların yayılarak, ense, bilekler, kollar, karın ve bacaklarda görülebilen; kızarık, kaşıntılı tekrarlayan lezyonlarla ilerler. Deride kuruma, sık cilt enfeksiyonları, avuç içi çizgilerinde artış gibi bir çok bulgu atopik dermatiti düşündürür. Tedavide etkeni saptamak ve uzaklaştırmanın yanı sıra alevli dönemlerde bulguları sakinleştirici tedavi vermek de çok önemlidir.

• Astım


Astım: Hava yollarının çevresel uyaranlara (alerjenler -ev tozu akarları, polenler, kedi, köpek hamam böceği vb- viral solunum yolu hastalıkları, sigara dumanı, hava kirliliği) karşı aşırı duyarlı olması durumudur. Bu asırı hassasiyet neticesinde hava yollarında ödem yani şişme meydana gelir. Bu şişme hava yollarını daraltıp tıkayarak, havanın iletimini yer yer engeller ve solunum sıkıntısına yani astım ataklarına neden olur.

Belirtileri , inatçı kuru öksürük, hırıltılı nefes alma, nefes alıp verirken ıslık sesi duyulması, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığıdır. Ataklar halinde görülen astım; tekrarlayıcıdır ve hastaların ataklar arasında çoğunlukla herhangi bir şikayeti yoktur. Bazı alerjenlerin ve egzersizin (ağlama, koşup oynama ..) tetiklediği astım tanısı; hasta muayenesi, detaylı öykü ve (hastanın yaşına göre) solunum fonksiyon testleri ile konulmaktadır.

• Kronik Öksürük


Öksürük; hava yollarını, istemsiz solunan küçük parçacıklardan ve vücudun kendi salgılarından temizleyerek, akciğerlere kaçmasını ve yerleşmesini önleyen oldukça önemli bir reflekstir. Sağlıklı çocukların 24 saatlik zaman diliminde yaklaşık 10-12 kez öksürmeleri normal olarak kabul edilir. Öksürük; akut(15 günden az), subakut (15gün-1 ay) kronik (1 aydan uzun süren) öksürükler şeklinde ayrılır.

Kronik öksürük sebepleri oldukça fazla olmasına ragmen kabaca ;bakteriyal bronşit, boğmaca, zatürre, tüberküloz(verem), yabancı cisimlerin akciğerlere kaçması, reflü, astım, geniz akıntısı şeklinde sıralanabilir. Tedavi altta yatan sebebe yöneliktir.

◦ Çocuk Tüberküloz

Çocuklarda görülen tüberküloz sıklıkla erişkin kaynaklıdır. Tüberküloz hastası erişkin ile çocuğun yakın ve uzun süreli teması hastalığın çocuğa bulaş riskini arttırır.
Hastalıkla temas etmiş ve basili (verem mikrobunu) almış olan çocukta tüberküloz hastalığı oluşma olasılığı, çocuğun yaşına göre değişmektedir. Çocuk ne kadar küçükse risk o kadar artmaktadır.

Tüberküloz oldukça sinsi bir hastalık olup belirtileri hastayı çok aşırı rahatsız etmez. Ateş (genellikle 37,5-38,6), 2 haftadan uzun süren öksürük, eklem ve kemiklerde ağrı, halsizlik, iştah ve kilo kaybı belirtileri arasındadır. Tedavi; Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları / Çocuk Göğüs Hastalıları hekimi tarafından düzenlendikten sonra, tedaviye; Verem Savaş Dispanserleri kontrolleri ve takibinde devam edilir.

◦ Kistik Fibroz

Genetik bir hastalık olan kistik fibroz için ülkemizde de 2015 yılından itibaren, topuktan alınan kan ile tarama testi yapılmaktadır. Daha çok solunum yolları problemleri ile bulgu veren hastalarda asıl problem vücuttaki tüm salgı bezlerinin (solunum yolları, ter bezleri, safra yolları vs) salgılarının aşırı koyu kıvamlı olması ve bu koyu salgıların tıkaçlara yol açmasıdır.

Belirtiler yenidoğan döneminden itibaren başlar ve en çok geçmeyen öksürük, tekrarlayan zatürre, kilo alamama ile kendini gösterir. Kistik fibroz hastası bebeklerin büyük bir kısmı yenidoğan döneminde ilk kakalarını geç yaparlar. Ayrıca önemli bir bulgu olarak ter bezlerindeki bozukluğa bağlı olarak aile bebeklerini öptüklerinde “tuzlu” bir tat aldığını ifade eder.

Hastanın en önemli şikayetleri solunum sistemiyle ilgili olması sebebiyle solunum yollarına yönelik tedaviler oldukça önemlidir. Hastalığın kesin tedavisi henüz olmamakla birlikte gen tedavisi çalışmaarı halen devam etmektedir.

• Enfeksiyon Hastalıkları



◦ Üst ve Alt Solunum Yolları
◦ Mide ve Barsak Enfeksiyonları
◦ Üriner Enfeksiyonlar

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu
Soğuk algınlığı, nezle olarak da bilinen üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) virüs kaynaklı olup, çocuğun antibiyotik ihtiyacı yoktur. Ancak kimi zaman üzerine bakteriyel enfeksiyon eklenebilmektedir. Çocuklar yılda 4-8 kez ÜSYE geçirebilirler.

Belirtiler; ateş, ses kısıklığı, boğaz ağrısı, öksürük, hapşırma olarak sıralanabilir. Eğer boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ateş ön plandaysa, bademcikler üzerinde iltihaplı görünüm varsa, hekiminiz uygun gördüğünde, boğaz kültürü ve hızlı boğaz sürüntü testi yapılmalı ve tedavi ona göre düzenlenmelidir.

Ailenin antibiyotiği erken kesmesine bağlı olarak) iyi ve yeterli tedavi edilmemiş boğaz enfeksiyonunun en önemli tehlikesi ilerde karşımıza kalp romatizmasıyla gelen çocuklardır. Bu sebeple ailenin çocuğa verilen antibiotiği hekiminin önerdiği şekliyle ve önerdiği üsrede kullanması hayati önem taşımaktadır.

Kulak ağrısı, çocuklarda en sık orta kulak iltihabı sebebiyle görülmektedir. Hemen her zaman viral etkenle başlayan orta kulak enfeksiyonlarında üzerine bakteriyel enfeksiyon eklenmektedir. Mutlaka antibiyotik kullanmayı gerektiren orta kulak iltihaplarında , çocuğu çok aşırı rahatsız eden kulak ağrısı için antibiyotik etkisini göstere kadar (48 saat süreyle) düzenli olarak ağrı kesici verilmelidir.

Mide ve Barsak Enfeksiyonları

Okul çağı yaşlarında gıda zehirlenmesi, bakteriyel enfeksiyonlar ile karşımıza çıkan mide ve barsak enfeksiyonları süt çocukluğu döneminde daha çok zehirli ishal olarak da bilinen rota ishali şeklinde kendini göstermektedir.
En sık belirtisi karın ağrısı olup kusma ve ishal de eşlik edebilir. Tedavi yaşa ve sebebe yönelik olarak yapılır.

Üriner Enfeksiyonlar



İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI
Yanlış ya da yetersiz tedavi edilmesi önemsenmemesi neticesinde kalıcı böbrek hasarına yol açabilen idrar yolu enfeksiyonları üst solunum yolları enfeksiyonlarından sonra çocuklarda en sık karşılaştığımız enfeksiyonlardır. Antibiyotiği önerilenden daha erken bırakma, tuvalet sonrası temizliğin yanlış yapılması, idrar tutma, kabızlık gibi önlenebilir nedenlerin yanı sıra tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarında yapısal bir bozukluk ( idrar kesesinden böbreğe idrar kaçağı, taş tümör vb etkenlerle tıkanıklık) olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.

Hastalık belirtileri; sebepsiz yükselen ve düşmeyen ateş, kusma, huzursuzluk, iştahsızlık, karın ağrısı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, idrarda renk ve/veya koku değişikliğidir. Tanı idrar tahlili ve idrar kültürü ile konulurken tedavisi 10 günlük antibiyotik tedavisidir.

• Endokrin Hastalıklar

◦ Diyabet Takibi

Diyabet Takibi

Tip 1 Diyabet (Çocukluk Çağı Diyabeti- Insulin bağımlı diyabet)

Eriskinlerdeki gibi sinsi olmayan cocukluk diyabeti biraz dikkatli gözlemle erkenden tanınabilir.
Çocuklarda; çok su içme, sık tuvalete çıkma, yeni baslayan gece alt ıslatma, iştahının yerinde olmasina rağmen kilo alamama ya da kilo kaybı cocukluk çağı diyabetin ilk belirtilerinden olabilir.
Sebebini tam olarak açıklayamadığımız insulin eksikliği ya da yokluğu ile gider.

Tip 2 Diyabet (Eriskin Tip Diyabet)

Her ne kadar adı erişkin tip olsa da gunümüzde beslenme alışkanlığının bozulması (fast-food diye adlandırdığımız gıdaların daha çok tüketilmesi) tip 2 diyabeti artık cocuklarda eskisinden daha sik goruyoruz. hareketsizlik ve obezitenin en onemli risk faktörü olduğu hastalık cogunlukla insulin direnci ile başlıyor. Insulin direncinin gözden kaçırılmaması gereken belirtisi: kol altlarında, ensede, kasıklarda (katlantı yerlerinde) koyu renk değişikliğidir. Bir kez diyabet tanısı aldıktan sonra geri donusu olmayan hastalığı insulin direnci fark edildiğinde hastalık ilerlemeden geri döndürmek mümkün olmaktadır.

• Böbrek Hastalıkları

Çocuklarda karşılaşılan böbrek hastalıkları çoğunlukla doğuştan olan bozukluklardır. Böbrek hastalıkları ile ilgili belirti bulgular, çoğunlukla idrar ve idrar yaparken karşılaşılan bozukluk, değişiklik, farklılıklardan anlaşılır.

• Kalp Hastaları

Çocuklarda görülen kalp hastalıkları çoğunlukla doğuştan olan bozukluklardır. En sık olarak da, rutin sağlam çocuk ve yenidoğan izlemi sırasında çocuk hekimi tarafından yapılan kalp muayenesi sırasında farkedilen, “üfürüm” dediğimiz kalbin sesinin normalden farklı duyulması ile karşımıza çıkar. Herhangi bir rahatsızlığı olmayan çocuklarda duyulan bu ses sıklıkla masum üfürüm olarak adlandırılır.

Duyulan üfürüm masum üfürüm bile olsa, hekiminiz gerekli gördüğü takdirde mutlaka Çocuk Kardiyolog u tarafından EKO (ekokardiyografi) ile değerlendirlmesi gerekmektedir.

Sonradan oluşan kalp hastalıklarının en başında kalp romatizması gelmektedir ve sebebi (ailenin antibiyotiği erken kesmesine bağlı olarak) iyi ve yeterli tedavi edilmemiş boğaz enfeksiyonu kaynaklıdır. Çocuktaki kalp hastalığı belirtileri; çabuk yorulma, egzersiz sırasında (bebekler için ağlama ve emme) morarma, çabuk yorulma, aşırı terleme, nefes darlığı olup ihmal edilmemesi gereken durumlardır.

Pediatri (Çocuk Hastalıkları)

Hastanemizin çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümünde, bebeklikte ergenliğe kadar çocukların her türlü hastalıklarında gerekli tüm tetkikleri yapılmakta, tedavileri planlanmakta, büyüme ve gelişmeleri takip edilmekte, rutin check-upları ve aşıları yapılmaktadır.

Hastanemizin çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümü, 0-16 yaş grubu hastalarımız için tüm tetkik, tedavi ve koruyucu sağlık hizmetlerini uzman hekim kadrosu ile birlikte sunmaktadır.Büyüme, gelişme izlemlerinin yanısıra aşıların düzenli kontrollerle zamanında yapılması sağlanmaktadır. Sağlıklı beslenme açısından ailelerin bilgilendirilmesine önem verilmektedir.

Özellikle 0-6 ay aralığındaki bebeklerin sadece anne sütü ile beslenmesinin bebek açısından koruyuculuğu önemle belirtilmektedir.

Hastalık sürecinde gerekli tetkiklerin yapılarak tedavilerin ayaktan veya yatarak yapılması sağlanır. Ayrıca yeni doğan bebekler için yoğun bakım hizmeti verilmektedir.

Hasta ve Ziyaretçi Hakları

Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi size aşağıda açıklanan haklarınızı sağlamaktadır. Sağlık görevlileri ve diğer çalışanlarımız, haklarınızın bilincinde olup size saygıyla hizmet sunarlar.

E-Bülten Üyeliği

Haber ve duyurular için üye olun

                        

Bilançolar | Gelir Tablosu ve İktisat 2017


Bu web sitesinin isim hakları, içeriği, şablonu, tasarımı ve site içindeki tüm dokümanlar Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’ ne aittir. Site içerisinde yer alan sayfalarda aksi belirtilmediği sürece, hiçbir doküman, sayfa, grafik, tasarım unsuru ve diğer unsurlar izin alınmaksızın kopyalanamaz, başka yere taşınamaz, alıntı yapılamaz, internet üzerinde veya her ne şekilde olursa olsun yayınlanamaz ve kullanılamaz (arama motorlarının dizinleri için kullandıkları geçici bellek kayıtlarından alınmış olsalar dahi). Sitemizi ziyaret eden misafirlerimiz, sitenin telif hakkı konusunda hastanemizin tüm talep ve açıklamalarını kabul ettiklerini beyan ve taahhüt ederler. Hakları saklı tutulmuş eserler, sahiplerinin onayı olmadan hiç bir suretle çoğaltılamaz, alıntı yapılamaz, yayınlanamaz, başka bir yerde kullanılamaz. Site içinde yer alan dokümanlar, Site Yöneticisinin önceden verilmiş açık onayı olmaksızın başka siteler ya da medyalara kopyalanamaz.