Hastanemizi Gezin   iletişim whatsapp0549 610 11 75   Online Randevu0850 811 50 52  


• Saç Ve Tırnak Hastalıkları

SAÇ DÖKÜLMESİ

Günde ortalama 100 - 150 adet saçın dökülmesi normaldir. Bundan daha fazla bir dökülme var ise bunun araştırılması gerekmektedir. En sık dökülen saç dökülmesi nedeni androgenetik tip denilen , erkeklerde görülen ancak bayanlarda da rastlanan dökülme tipidir. Bayanlarda en sık demir eksikliği anemisine bağlı dökülmeler görülür.

Bunların dışında;
- Hormon bozuklukları ( yumurtalık kistleri - tiroid hastalıkları )
- Aşırı stres
- Ameliyat sonrası ağır ateşli hastalıklar
- Mevsim değişiklikleri de saç dökülmesinde önemli etkenlerdir.

Saç dökülmesi şikayeti varsa dermatoloji uzmanı muayenesi sonrasında gerekli kan tahlilleri yapılır. Çıkan sonuca göre eksik çıkan değerleri düzeltmek için tedavi verilir. Tahliller temiz çıkarsa androgenetik tip dökülme olarak değerlendirilir. Saçı güçlendiren şampuan ve losyonlar kullanılır. Ayrıca saç derisine enjeksiyon ile uygulanan saç mezoterapisi ve PRP yöntemleri uygulanır.

• Leke Tedavisi

Tıp dilinde melazma olarak adlandırılan güneş lekeleri yüzde görülen kahverenkli oluşumlardır. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Yüz bölgesinde sıklıkla iki taraflı ve simetriktir. Güneşlenme, hamilelik, troid hastalıkları, hormon bozuklukları, hormon tedavileri ve doğum kontrol hapları güneş lekesini tetikler. Güneş lekesi tedavisinde leke kremleri, mezoterapi, PRP, mikroiğneleme antioksidan ilaçlar, lazer tedavileri ve kimyasal peelingler tek başına veya birlikte kullanılabilirler.

Güneş lekesi şikayeti olanların 4 saatte bir en az 30 faktörlü güneş koruyucu ürünler kullanmaları, koruyucu kullanırken bile çok fazla güneşe maruz kalmamaları, geniş kenarlıklı şapka ve gözlük kullanılması önerilir.

• Akne (Sivilce) Tedavisi

Akne; yüz, sırt, ve gövdede yer alan, yağ bezlerinin aktivitesinden kaynaklanan sivilcelerdir. Başlıca ergenlik aknesi ve erişkin aknesi (25 yaşından sonra) olarak 2 ayrı dönemde görülmektedir. Hafif, orta ve şiddetli tipleri vardır.

Akne Neden Olur?
Ergenlik döneminde artan yağ salgısı kıl yapısı ve yağ bezlerinde birikerek komedon adı verilen siyah ve beyaz noktaları oluşturur.
Sürülen yağlı kremler, terleme, makyaj gibi durumlar ve uygun temizleyicilerin kullanılmaması gözenekleri tıkar ve tıkanan gözeneklerde biriken bakteriler sivilcelere yol açar.

Aknenin Nedeni Karaciğer Bozukluğu Mudur?
Akne ile karaciğer bozukluğu arasında bir ilişki yoktur.

Aknede Genetik Bir Yatkınlık Var Mıdır?
Genetik bir yatkınlık söz konusu olup ailesinde şiddetli akne sorunu olan bireylerde daha sık görülür.

Diyet ile Akne Arasında Bir İlişki Var Mıdır?
Akne ile yediğimiz gıdalar arasında direk bir bağlantı bulunamamıştır. Ancak son zamanlarda, kandaki şekeri hızlı yükselten gıdaların, insülin ve bazı hormonların hızla yükselmesine neden olduğu ve bu şekilde akneyi tetiklediği gösterilmiştir.
Bu gıdalar; çikolata, patates, beyaz ekmek, şeker, fast food gıdalar, yağda kızartma, hazır meyve suları krakerlerdir. Bu tür gıdaların aşırı miktarda alınması önerilmemektedir.

Adet Düzensizliği ile Akne Arasında Bir Bağlantı Var Mıdır?
Akne 25 yaşından sonra başladıysa, adet düzensizliği, kilo artışı, çene, karın ve meme başı çevresinde aşırı kıllanma şikayetlerinden birkaçı varsa hormon bozukluğu ve polikistik over hastalığı açısından değerlendirilme yapılmalıdır.
Adet dönemlerinde akne şikayeti artabilir, bu hormonların neden olduğu doğal bir süreçtir.

Akneyi Sıkmak Önerilir Mi?
Kesinlikle akneyi sıkmak ve kurcalamak önerilmez. Kurcalanan aknede iltihap yayılabilir, iz kalma riski artar. Ancak doktor gözetiminde komedonlar temizlenebilir, apseler boşaltılabilir.

Güneş ile Aknenin İlişkisi Var Mıdır?
Güneş ışınları akneyi hafifletebilmektedir. Ancak yağsız güneşten koruyucu ürünler kullanılmalı ve direk güneş altında durulmamalıdır. Aksi halde leke kalabilir.

Akne Tedavi Edilmese De Olur Mu?
Aknenin tekrarlanması , psikolojik stres oluşturması, kalıcı izler bırakabilmesi nedeniyle mutlaka dermatoloji uzmanı taradından tedavi edilmesi gerekir. Tedavi süresi hastanın durumuna göre belirlenir.

• Mantar Hastalıkları


Mantarlar doğadaki en yaygın mikroorganizmalardır. Genellikle spor olarak adlandırırlar. Mantarla uyku halinde bulunurlar. Uygun ortam olduğunda uyanırlar , hif haline geçerler ve hastalık oluştururlar. Uygun ortamları sıcaklık , nem ve ıslak ortamlardır. Mantarların bulaşabilme özelliği olmasına rağmen insandaki mantar hastalıklarının çoğu bu ortam sağlandığında ve canlanan fırsatçı mantarlar sebebiyle oluşurlar. Hayvanlardan direkt olarak bulaşan mantar hastalıkları da vardır ama bunlar az bir kısımdır.Bulaşan mantarlar toprak ve hayvandan bulaşır. Saçlı deride ve vücutta mantar hastalıkları yapar.

Fırsatçı mantarlar ise ayak , kasık ve gövde de ( sam yeli denilen ) yer alan ter ve neme bağlı gelişen mantarlardır.Eğer terleme , sıcakta kalma ve nemli ortamda olmak gibi şartlara dikkat edersek bizlerde mantar oluşumu gerçekleşmez. Tedavide ise mantar hapları ve kremlerin uzun süreli kullanılması , iyileştikten bir süre sonra bile tedavisinin devam etmesi gerekmektedir.

• Sedef - Vitiligo Hastalıkları ve Puva Tedavisi




VİTİLİGO
Vitiligo, deride pigment kaybından kaynaklanan beyaz alanların görüldüğü, kesin sebebi bilinmeyen bir deri hastalığıdır. En sık yüz, dudak, el, kol, bacak ve genital alanlar olmak üzere vücudun herhangi bir kısmı etkilenebilir. Dünya nüfusunun %1'inde görülür ve erkek, kadın ve tüm ırkları eşit oranda etkiler.

Vitiligo Kimlerde Olur?
Vitiligo; 100 hastada 1 veya 2 kişiyi etkiler; bebeklikten yaşlılığa her yaşta görülebilmekle beraber, hastaların yarısında 20 yaştan önce başlar ve % 20 hastada aile hikayesi vardır.

Vitiligo İç Organ Hastalığı Mıdır? Bulaşıcı mıdır?
Vitiligo herhangi bir iç organ hastalığından kaynaklanmaz; bu sebeple de bir çok hastanın genel sağlık durumu iyidir. Vitiligo bulaşıcı değilidir.

Vitiligonun Sebepleri Nelerdir?
Melanin denilen pigment deri, saç ve göz rengini belirler ve melanosit denilen hücrelerde üretilir. Eğer bu hücreler ölürse veya melanin üretemezse, deri daha açık renkli bir hal alır veya tamamen beyaz renkli olur. Bunun neden olduğu bilinmemektedir ama 4 ana teori vardır;
1. Melanositlerin hasarına neden olan genetik anormallik olabilir
2. Vücudun bağışıklık sistemi melonasitleri parçalayabilir, pigmenti yabancı cisim olarak algılayıp yıkabilir
3. Anormal fonksiyon gören sinir hücreleri melanositleri hasarlayabilecek zehirli maddeler yapabilir
4. Pigment üreten hücreler kendilerini yıkabilirler. Pigment yapılırken toksik ürünler üretilebilir ve melanositleri yıkabilir

Vitiligo Nasıl Oluşur?
Vitiligoda vücut kendi melanositlerine karşı otoantikorlar yapar ve hasarlandırır; aynı otoantikorlar tiroid gibi başka organlarda da hasara sebep olabilir. Bu nedenle vitiligo ile eş zamanlı başka otoimmun hastalıklar da ortaya çıkabilir.
Vitiligo güneş yanığı ile tetiklenebilir. Açık renk tenli kişilerde vitiligolu alanlarla normal deri arasındaki fark yazın daha çok belirginleşirken, daha koyu tenlilerde tüm yıl boyunca vitiligo daha kolay fark edilir.

Vitiligo Tedavisi Olan Bir Hastalık Mıdır?
Vitiligo tedavi edilebilir bir hastalıktır ancak vitiligonun kesin sebebi bilinmediğinden tedavi sonuçları kişisel farklılıklar gösterebilir. Farklı tedavi seçenekleri mevcuttur ve bu tedaviler en az 3 ay kullanılmalıdır. Tedavi seçimi mutlaka Dermatoloji uzmanı ile birlikte kararlaştırılmalıdır.

Vitiligo Tedavisinde Bitkisel Kaynaklı Ürünlerin Yeri Var Mıdır?
Bitkisel olduğu söylenilen ancak Sağlık Bakanlığı onayı olmayan hiçbir tedaviyi (hap veya krem) uygulamayanız, mutlaka doktorunuza danışınız.



PSORİAZİS (SEDEF HASTALIĞI)
Sedef hastalığı toplumda sık görülen, alevlenmelerle birlikte uzun süre devam eden bir hastalıktır. Genellikle keskin sınırlı, üzerinde hastalığa ismini veren sedef(gümüş) renginde kepeklenmeler (pullanmalar) bulunan kızarıklıklar ile ayırt edilir.

Sedef Hastalığı Yaygın Bir Hastalık Mıdır? Hangi Yaşlarda Görülür?
Sedef hastalığı tüm dünyada yaygındır; genetik ve çevresel faktörler sıklığını etkiler. Hastalığa yatkınlık ebevynlerden çocuğa aktarılabilir, ancak çocukta hastalık görülmeyebilir. Her 100 kişiden bir veya 2 kişide ortaya çıkar. Erkek ve kadınlarda eşit sıklıktadır. Genellikle 15-30 yaşlarında başlar.

Hastalığın nedenleri ve ataklara yol açan faktörler nelerdir?
Neden kesin olarak bilinmemektedir; bağışıklık sistemi, genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Çevresel faktörler (streptokoklara bağlı boğaz enfeksiyonları, ilaçlar [kortizon, lityum, bazı tansiyon ilaçları, asprin vb.], aşırı alkol alımı, sigara, kaşıma, keselenme, güneş yanığı vb.) ve ruhsal stres hastalığı başlatabilir veya alevlendirebilir.

Hastalık Bulaşıcı Mıdır?
Hastalık temasla kimseye bulaşmaz.

Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Hastalığın belirtileri klinik özelliklerine göre değişmektedir.

Psoriazis Vulgaris (Plak Tipi Psoriazis)
En sık görülen sedef hastalığı kliniğidir (%80). Tipik belirtileri oval veya yuvarlak, gümüş renginde pullanmalarla kaplı, deriden kabarık kızarıklıklardır. Diz, dirsek, saçlı deri ve kuyruk sokumuna sık yerleşir. Bazen koltuk altı, kasık, meme altı, kalçaların arası, diz arkası, dirsek iç yüzü ve boyun gibi kıvrım yerlerine de yerleşebilir (İnvers Psoriazis). Avuçlar ve ayak tabanında görülebilir (Palmoplantar psoriazis)
Eritrodermik Psoriazis
Hastalığın vücudun %90'ından fazlasını kaplamasıdır. İlaç, güneş ışığı, travma, enfeksiyon gibi tetikleyici faktörlerin etkisiyle hastalık yaygınlaşabilmektedir. Tedavisi hastanede uygulanmalıdır.

Püstüler Psoriazis
Kırmızı zeminde, irinli sivilceler bulunur. Tipik sedef hastalığı plakları üzerinde veya sağlam görünümlü deride ortaya çıkar. Tüm vücutta yaygın görülebilir (yaygın püstüler psoriazis) veya avuçlar ve ayak tabanlarına yerleşim gösterir (palmoplantar püstüler psoriazis).

Eklemlerin Sedef Hastalığı
Her 10 hastadan 2'sinde ve 40'lı yaşlarda ortaya çıkar. En sık parmak ve bel eklemleri tutulur. Sabah tutukluğu veya uzun süre oturma , ayakta kalma ile gelişen tutukluk, el ve ayak parmaklarında şişlik ("sosis parmak" görünümü) gibi belirtilere neden olur. Eklem tutulumunda, tırnak tutulumu da sıktır. Genellikle hastalığa ait deri belirtileri eşlik eder.

Psoriaziste Tırnak Değişiklikleri
Hastaların yaklaşık yarısında tırnaklar etkilenir. Tırnak yüzeyinde toplu iğne başı büyüklüğünde çukurcuklar, tırnağın yatağından ayrılması, tırnak altında sarımsı renklenme (yağ lekesi görünümü), tırnağın bir bölümünün kaybı ve tırnağın serbest bölümünün altındaki deride kalınlaşma sık görülen değişikliklerdir.

• Allerji Hastalıkları

Alerji testleri alerjik deri hastalıklarında şikayetleri tetikleyen alerjenleri açığa çıkarmak amacıyla uygulanan tanısal testlerdir. Alerjik hastalıklara neden olan reaksiyon mekanizmalarının farklı olması nedeniyle hastalığa uygun testler dermatoloğunuz tarafından kararlaştırılır.

Dermatolojide En Sık Kullanılan Alerji Testleri:
1. Yama (Patch) Testi
2. Foto Yama, Atopi Yama Testi
3. Delme (prick) Testi
4. Deri İçi (intradermal) Testler
5. Otolog Serum Testi

Yama Testi
• Yama testi alerjik kontakt dermatit (temas ekzeması) tanısı konulan hastalarda hastalığa neden olabilecek alerjenleri tespit etmek amacıyla uygulanan tanısal testtir.

Foto Yama Testi
• Bazı maddeler güneş ışınları ile birleşerek alerjik dermatite (fotoalerjik dermatit) yol açmaktadır. Foto yama testi bu hastalığa neden olabilecek maddeleri saptamak amacıyla uygulanan bir tanısal yaklaşımdır.

Atopi Yama Testi
• Atopi yama testi, atopik dermatite solunum yolu alerjenleri (ev tozuakarları, polenler vb.) rol oynayıp oynamadığına ilişkin bir görüş oluşturabilmek için yapılmaktadır.

Delme Testi
• Deri "prick" testi yakınmaları bir solunum ya da besin alerjisinin varlığını düşündüren olgularda uygulanan bir testtir. Test solunum yolu ve besin alerjenleri, lateks ya da besinleri doğrudan ("fresh pick") uygulanmaktadır.

Otolog Serum Deri Testi
• Otolog serum deri testi, hastanın kendi serumunun derisinde herhangi bir reaksiyon oluşturup oluşturmayacağını belirlemeye yöneliktir.
• Hastanın kanı damardan alınarak serumu ayrılır, daha sonra ise kendi serumu çok az miktarda (0.05 ml) deri içine enjekte edilir. Yarım saat sonra değerlendirilir.

İntradermal Test
• İntradermal test solunum yolu alerjenleriyle yapılan rutin delme testi sonucu negatif olan, yani herhangi bir reaksiyon görülmeyen; ancak yakınmaları solunum yolu alerjisi varlığını düşündüren hastalara uygulanan tanısal girişimdir.
• Yöntem; belli konsantrasyonlarda dilüe edilmiş solunum yolu alerjenlerinin (ev tozu akar antijeni, polen antijenleri vb.) anjektörle doğrudan deri içine verilmesine dayanır.

• Nasır - Siğil Tedavisi

NASIR TEDAVİSİ
Nasır, cildin sürtünmeye ve baskıya maruz kalması ile ortaya çıkan deri kalınlaşmasıdır. Daha çok ayak ve el parmaklarında ve ayak tabanlarında kemik çıkıntılarının üzerinde gelişerek ağrı ve şekil bozukluğuna neden olur. Tedavide öncelikle varsa nasıra neden olabilecek ortopedik problemlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Ayağa uygun ortopedik tabanlı ayakkabı giyilmesi, nasıra neden olacak basıyı ortadan kaldırmak için silikon yastıkçıkların kullanılması önerilir. Medikal tedavi olarak nasır eritici kremler kullanılabilir. Kriyoterapi ve küretaj yapılabilir.

SİĞİL TEDAVİSİ
Siğiller, HPV denilen virus ailesine bağlı olarak gelişen deri enfeksiyonlarıdır. Uzun süre herhangi bir şikayet vermeden kalabilen, yavaş büyüyen siğiller, kişiden kişiye doğrudan veya virüsün bulaştığı yüzey ve eşyalarla temas yoluyla yayılır. Genital bölgedeki siğiller, cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık görülenidir. Doğum esnasında anneden bebeğe de bulaş görülebilir.

Siğillere kriyoterapi, elektrokoter tedavisi yapılabilir. Siğiller üzerine çeşitli kimyasal ajanlar içeren krem, pomad, jel ve solüsyonlar kullanılabilir. Kişinin bağışıklık durumuyla ilişkili olarak siğiller tekrar edebilir.

• Ben Muayenesi ve Takibi (Dermatoskopi )

Benler melanosit denilen renk hücrelerinin oluşturduğu kahverengi veya siyah renkte leke veya kabarıklıklardır. Bir kısmı doğuştan olup bir kısmı ise sonradan ortaya çıkabilir. Güneş ışınları mevcut benlerin değişimine neden olabileceği gibi, yeni ben çıkmasına da neden olabilir. Çocukluk çağında ciddi güneş yanığı geçirilmesinin çok sayıda ben gelişimine neden olduğu ve melanom denilen deri kanseri riskini arttırdığı gösterildiğinden dolayı özellikle güneşin dik geldiği öğlen ssatlerinde güneşten kaçınılması ve en az 30 faktörlü güneş koruyucuların dışarı çıkmadan 20 dakika önce sürülmesi, geniş kenarlıklı şapka ve gözlük kullanılması önerilir.

Benlerin hızlı büyümesi, sınırının girintili çıkıntılı olması, farklı renkler içermesi, kanaması, üzerinde doku kaybının gelişmesi, etrafının beyazlaması, kaşınması, ağrıması kötüleşme belirtisi olabilir.

Melanom denen deri kanserinin yarıya yakını benlerden gelişir. Bu nedenle benlerin belli aralıklarla muayene edilmesi, dermatoskopi denen bir aletle bakılarak şüpheli benlerin çıkarılıp patolojik incelemeye gönderilmesi gerekir. Benler cerrahi olarak çıkarıldığında herhangi bir tehlikesi yoktur.

• PRP


PRP açılımı ‘Plasma Enriched Plasma’ (Trombositten Zengin Plazma) şeklindedir. Cildimizde yaralanma olduğu zaman dokunun onarılması için yaralanma bölgesine kan yoluyla gelen pıhtı hücreleri (trombosit) büyüme faktörleri salgılayarak kök hücrelerini bu bölgeye çeker ve dokunun onarılmasını başlatır. Yara iyileşmesini sağlayan bu özellikleri sayesinde geliştirilen PRP başta ortopedi olmak üzere birçok alanda uzun zamandan beri başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

PRP tedavisinde hastalardan özel tüplere 8-20 cc kadar kan alınır. Bu kan özel santrifüj cihazları ile ortalama 8 dakika santrifüj edilir. Santrifüj sonrasında nispeten daha ağır olan kırmızı kan hücreleri dibe çökerken yukarıda kalan pıhtı hücrelerinden zengin olan plazma kısmı tedavi amacıyla kullanılır. Tüplerde trombositlerden doku faktörlerini açığa çıkaran özel aktivatörler bulunmaktadır. Pıhtı hücreleri ve büyüme faktörlerinden zengin PRP, yara iyileştirme ve doku kalitesini arttırma özelliği sayesinde peeling, lazer ve dermapen tedavisi sonrasında iyileşmeyi hızlandırmada, sivilce ve yara izlerinin tedavisinde, ülser tedavisinde, deri çatlaklarının giderilmesinde, cilt gençleştirmede, cilt lekelerinin giderilmesi ve saç dökülmesi tedavisinde kullanılmaktadır.

PRP ince uçlu iğneler yardımıyla deri üzerinde küçük delikler açılarak enjekte edilir. Uygulama öncesi ağrıyı azaltmak için lokal anestezik kremi uygulanabilir. Uygulama sonrası saatler içinde geçen hafif bir kızarıklık olabilir. Uygulama sonrasında duş, hamam ya da saunaya girilmemeli ve güneşten korunulmalıdır.

PRP tedavisinden sonra ciltte yenilenmeye bağlı parlaklık, sıkılaşma görülür. Ayrıca sarkmada azalma, kırışıklıklarda hafifleme, lekelerde ve izlerde azalma meydana gelir. Saçlı deriye yapılan uygulamalardan sonra saç kalınlığında artış ve seyrek görülen alanlarda yoğunlaşma görülür. Bu etkinin kalıcı olabilmesi için uygulamanın 3-4 hafta aralıklarla en az 3 seans yapılması gerekmektedir. Lazer, mikroiğneleme veya diğer kozmetik uygulamalarla beraber uygulandığında etkinlik artmış olur.

Kan sulandırıcı alanlara, kanser öyküsü olanlara, kan hastalığı olanlara, yapılacak alanda infeksiyonu olanlara, hamile ve emzirenlere PRP uygulaması yapılmaz.

• Mezoterapi


Çeşitli vitamin, mineral, aminoasit, enzim ve büyüme faktörlerinin direkt olarak sorunlu bölgelere verildiği ve bu sayede ağızdan alınan ya da deriye dışarıdan sürülen tedavilere göre daha etkili olan bir işlemdir. Bu maddelerin direk cilde verilmesi ve cildin uyarılması ile cildin kollajen ve elastin üretimi artar, cilt yenilenerek daha canlı bir hale gelir.
Saç dökülmesi tedavisinde mezoterapi belli aralıklarla güçsüz saç tellerinin kuvvetlendirilmesi, saç dökülmesinin durdurulması, yeni saç çıkışını aktif hale getirmek için yapılır.

Aşırı kuru ve nemsiz kalmış ciltlere nem sağlanması, ince kırışıklıkların giderilmesi ve cildin sıkılaştırılması, yüzde canlılık ve parlaklık sağlanması, sonrasında yapılacak uygulamalara cildin hazırlanması, diğer yöntemlerle beraber sivilce, yara ve yanık izi ve deri lekelerinin tedavisinde kullanılır. Yüz mezoterapisinde hyaluronik asit, bakır, DMAE (dimethylaminoethanol), lidocaine, magnezyum, selenyum, organik silisyum, vitamin A, vitamin B grubu (B1-B2, B3, B5, B6, B9, B12) vitamin C, vitamin E, prokain, çinko, amino asitler, nükleik asitler, alfa lipoik asit, glutatyon, somon DNA gibi maddeler, mineraller, koenzimler hastanın ihtiyacına göre değişik kokteyller şeklinde işlem sırasında hazırlanarak veya hazır preparatlar şeklinde uygulanır.

Selülit, çatlak tedavisinde, liposuction sonrasında derinin toparlanmasında, bölgesel yağlanması olan bölgeleri inceltme amacıyla, çok gevşek olan bacak içi ve karın gibi bölgelerin sıkılaştırılmasında da mezoterapi uygulanabilir.

Mezoterapi sonrasında kişinin sosyal hayatını ve günlük aktivitelerini etkilemeyen birkaç saat içinde geçen hafif bir kızarıklık ve 1-2 gün içinde geçen küçük morarmalar oluşabilir.

Mezoterapi hamilelerde, emzirenlerde, bağışıklık sistemini etkileyen hastalıkları olanlarda, şeker hastası ve kanser hastası olanlarda, uygulama bölgesinde aktif deri hastalığı ve enfeksiyonu olanlarda, mezoterapi ürünlerine bilinen alerjisi olanlala kan sulandırıcı kullananlarda uygulanamaz.

• Mikroiğneleme (Dermapen, Dermaroller)


Mikroiğneleme tedavisi dermoroller veya dermapen adı verilen bir el cihazı ile yapılan bir işlemdir. Klinik şartlarında kolaylıkla uygulanabilen etkili bir tedavi yöntemidir.
Üzerinde boyları değişebilen paslanmaz çelikten yapılmış iğnecikler bulunan aletlerle yapılan bu işlemde küçük iğneler ile tedavi edilecek alan üzerinde kontrollü bir şekilde mikro delikçikler açılır. Mikroiğnelerin deride açmış olduğu mikrodelikleri deri yara gibi algılar ve büyüme faktörleri ile yeni bağ doku sentezi ve yeni damarlar oluşmaya başlar. Bu sayede deride tam bir yenilenme başlatılmış olur. Ayrıca kişinin sorununa göre seçilen tedavi ürünleri mikrodeliklerden emdirilerek tedavi başarısı artırılmış olur. Bu işlem yüz gençleştirmede, kırışıklık ve leke tedavisinde, geniş gözenekleri olanlarda gözenek sıkılaştırmada, akne ve yara izlerinin tedavisinde, saç dökülmesinin ve cilt çatlaklarının tedavisinde kullanılabilir.

İşlem öncesi uygulama bölgesi lokal anestezik kremlerle uyuşturulur. deri antiseptik solüsyonlarla temizlendikten sonra uygulamaya geçilir. Uygulama süresi uygulama bölgesinin genişliğine bağlı olarak 15-20 dakika sürer. Uygulama sonrası 2-3 gün süren bir kızarıklık olur. Tedavi sonrası güneş koruma önerilir. Tedavinin yapıldığı gün ve sonrasında birkaç gün hamama, saunaya, havuza ve denize girilmememsi önerilir.

Sadece cildinde hafif bir canlanma isteyen hastalarda tek seans yeterli olurken diğer tüm uygulamalarda 1-2 hafta aralıklarla en az 4 seans uygulama önerilmektedir.

• Kimyasal Peeling, Botox ve Dolgu İnjeksiyonu






Botoks
Botoks Clostridium botulinum adlı bir bakteriden elde edilen protein yapısında bir ilaçtır. Botoks mimik hareketlerine bağlı kırışıklıkları giderme ve kaş kaldırma, yüzdeki sarkmaların azaltılması, yüz inceltme, boyun ve dekolte kırışıklıkları ile koltuk altı ve el ayak terlemesi gibi bölgesel aşırı terleme tedavisinde kullanılmaktadır.

Botoks ile kırışıklık ve derideki çizgiler geçici süre yok edilir. Etki süresi kişiden kişiye yaş ve uygulanan bölgenin durumuna bağlı olarak değişiklik göstermekte olup yaklaşık 4-6 ay sürmektedir. Etkilenen kas faaliyetleri 3 ayda geri dönmeye başlar ve ortalama 6 ayda tamamlanır. İlaca karşı antikor yanıtının oluşmasını engellemek için üç aydan erken uygulama yapılmaması önerilmektedir. Tekrarlayan uygulamalarda kaslarda herhangi bir zayıflama ve yapı bozukuluğu gelişimi olmadığı gösterilmiştir.

Uygulama öncesi uygulama bölgesi temizlenir. Yüz, koltukaltı gibi bölgelerde uygulama çok ağrılı olmayacağı için genellikle lokal anesteziye gerek duyulmaz ancak avuç içi ayak tabanı gibi bölgelerin aşırı terleme tedavisinde yapılan botoks uygulaması ağrılı olabileceği için öncesinde lokal anestezi yapmak gerekir. Uygulama süresi yaklaşık 10-15 dakikadır. İşlem sonrası normal hayatına dönebilir. Botoksun uygulandığı gün spora, kuaföre, hamama veya saunaya gidilmemesi, yüz üstü yatılmaması önerilir.

Hamileler, emzirenler, bazı kas hastalığı olanlar, aminoglikozid veya kas-sinir iletimini bozan ilaç kullanımında, kanama bozukluğu ve kan sulandırıcı kullananlarda ve toksinin herhangi bir bileşenine hassasiyeti olanlarda botoks kullanımı önerilmemektedir.

Dolgu
Dolgu uygulaması, dermal dolgu madelerinin injeksiyonu yöntemiyle yumuşak dokunun arttırılmasıdır. Dolgu maddeleri, yaşlanma ile ortaya çıkan bağ dokusu kayıplarının yerine konulması vücuttaki herhangi bir yapının hacmini arttırmak, derin kırışıklıkları doldurmak ve dudak dolgunlaştırmanın yanı sıra özellikle akne izleri gibi sikatrislerin ve çökük alanların doldurulmasında da kullanılır. Dolgu maddelerinin kalıcılığı, kullanılan ürüne ve kişisel faktörlere göre değişmekte olup, ortalama 6-12 aydır. Dolgu maddesi olarak bağ dokumuzda olan ve derimizin gerginliğine katkıda bulunan hyaluronik asit kullanılmaktadır. Dolgu maddesi ince uçlu iğneler yardımıyla kırışıklık ya da belirgin bağ dokusu kaybı olan bölgelere doğrudan enjekte edilir.

İşlem öncesi kanama riskini azaltmak için aspirin, ağrı kesici, ginko biloba ve vitamin E, omega 3 ve alkol alımı kesilmelidir. Uygulama öncesi uygulama ile uçuk hastalığı tetiklenebileceği tekrarlayan uçuk hikayesi olanlarda profilaktik antiviral başlanması önerilir. Uygulama öncesi bölge lokal anestezik kremlerle uyuşturulur. Uygulama bölgesi uygun antiseptik solüsyonlarla temizlendikten sonra iğne veya kanül ile uygulama yapılır. Dolgu uygulamasından sonra ilk 24 saat sıcak banyo, duş yapılmamalı, sauna veya hamama girilmemelidir. İşlem sonrasında doktor tarafından belirtilmediği sürece dolgu yapılan bölge fazla masajlanmamalıdır. İşlem yapılan bölgeye aşırı soğuk ya da aşırı sıcak kompres yapılmamalıdır. Dolgu içerisindeki herhangi bir maddeye alerjisi olanlarda, bağ dokusu hastalığı olanlarda, hamilelerde ve emzirenlerde, uygulama bölgesinde aktif deri hastalığı olanlarda dolgu uygulanması önerilmemektedir.

Peeling
Güneşe ve yaşa bağlı olarak oraya çıkan kırışıklar, lekeler, sivilce izlerinin tedavisinde deriyi canlandırmak, gençleştirmek, görünüşünü iyileştirmek için yüzeyel tabakaların ayrılmasına ve soyulmasına neden olan kimyasal bir madde uygulanması işlemidir. Deride oluşturulan soyulmanın ardından deri yenilenir ve cilt dokusu ve rengi daha düzgün ve canlı olur. Kimyasal peeling uygulamaları hastanın ihtiyacına göre çok yüzeysel, yüzeysel, orta ve derin yapılabilir. Uygulama derinliği kullanılan kimyasal maddenin tipine ve konsantrasyonuna ayrıca uygulama süresi, uygulama tekniği, uygulama kat sayısı, önceden deriye kullanılan ilaçlar, deri tipi, uygulama bölgesi gibi faktörlere bağlı olarak değişir.

Kimyasal peelingte şeker kamışından elde edilen glikolik asit, meyvelerden elde edilen sitrik asit, elmadan elde edilen malik asit, ekşi sütten elde edilen laktik asit gibi alfa hidroksi asitler, bir beta hidroksi asit olan salisilik asit, uygulama sonrası deride laktik aside dönüşen pürivik asit, retinoik asit ve trikloroasetik asit gibi ajanlar kullanılmakatadır.

İşlem esnasında 5-10 dakika kadar hafif yanma ve batma olabilir. Yüzeysel uygulamada 1-5 gün süren kızarıklık ve hafif soyulmalar, derin uygulamalarda şişlik ve gerginliğin yanı sıra yaklaşık bir haftada soyulan kahverengi bir tabaka oluşabilir. Ciltte oluşan kabuklar kesinlikle soyulmamalı ve hekim tarafından önerilen ürünler kullanılarak güneşten korunmaya dikkat edilmelidir.

Uygulama öncesi uygulama ile uçuk hastalığı tetiklenebileceği tekrarlayan uçuk hikayesi olanlarda profilaktik antiviral başlanması önerilir.
Gebelik ve emzirme, tedavi edilecek alanda aktif infeksiyon, hastalık ve yarası olanlarda, keloid ve hipertrofik skar öyküsü olanlarda, son 6 ayda sistemik isotretinoin kullanımı, kanama bozukluğu, deri incelmesi ve yara iyileşmesinde gecikmesi olanlarda kimyasal peeling uygulaması önerilmemektedir.

• Dermatolojik Lazer Uygulamaları

Lazer kelimesi, “Light Amplification by the Stimulated Emission of Radiation” kelimelerin baş harflerinden oluşmaktadır. Lazer ışınının deri ile etkileşimi birçok faktöre bağlıdır. Hastanın deri tipi, tedavi alanının derinliği, çapı, ışının dalga boyu, atım süresi, atım sıklığı ve enerji tedavi sonucunu doğrudan etkiler. Lazer ışınları derimizdeki kromofor denilen hedef maddeler tarafından emilir. Bu kromoforlar derimize rengini veren melanin, kanımıza rengini veren hemoglobin veya dövmelerdeki boya maddeleridir. Tedavide hangi kromofor hedeflenmişse ona uygun lazer seçilir.

Dalgaboyu ve gücüne göre farklı tedavi amacıyla kullanılan ruby, alexandrate, diode, Nd-yag, karbondioksit, er-yag lazer gibi çok sayıda lazer tipi vardır.

Dermatolojik lazer uygulamaları ile;
İstenmeyen tüylerde hem erkek hem de kadınlarda istenen her alanda lazer epilasyon uygulanabilir. Yüzde ve vücutta doğumsal bulunan hemanjiom olarak adlandırılan koyu kırmızı lekeler, şarap lekesi, telenjiektazi olarak adlandırılan kılcal damar çatlamaları tedavi edilebilir. Yüz gençleştirme, akne ve yara izi tedavisi, rozase tedavisi, leke, kırışıklık ve çatlak tedavisi yapılabilir. Ayrıca siğillerde, tırnak mantarında, küçük deri tümörlerinin tedavisinde de lazerler ile etkili tedaviler yapılabilmektedir. Bazı uygulamalardan önce lokal anestezi gerekebilir. Uygulama sonrasında güneşten korunma önemlidir.

• Punch, Eksizyonel ve İnsizyonel Biyopsi

Deri hastalıklarının tanısını koyabilmek için patolojik inceleme gerektiğinde, lezyonun büyüklüğüne göre lezyonun tamamının çıkarıldığı işlem eksizyonel biyopsi, lezyondan kısmi örnek alınmasını sağlayan işlem ise insizyonel biyopsi işlemidir. Lezyonlu deriden tam kat silindir şeklinde, değişik çaplarda milimetrik boyutta uçları olan aletlerle doku örneği alınması işlemi ise punch biyopsi işlemidir. İşlem sırasında biyopsi alınacak bölge antiseptik solüsyon ile temizlendikten sonra bölgesel anestezi yapılır ve uygun aletlerle biyopsi işlemi yapılır. Biyopsi alındıktan sonra dikiş atılarak yara kapatılır. Ortalama bir hafta sonra dikişler alınır. Çok küçük lezyonlarda dikiş atılmadan yara ikincil iyileşmeyle kendiliğinden kapanır.

• Fototerapi

Belirli dalga boyundaki güneş (ultraviyole-morötesi) ışığının belli dalga boylarının başlıca sedef, vitiligo, ekzema, kronik kaşıntı, halk arasında saçkıran olarak adlandırılan alopesi areata, deri lenfomaları olmak üzere, pek çok deri hastalığın tedavisinde kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. Sadece ışık kullanılarak yapılan tedavi fototerapi, ışığa duyarlandırıcı ilaçlarla yapılan tedavi ise fotokemoterapi olarak adlandırılır. PUVA tedavisi ise ışığa duyarlandırıcı psoralen (P) ve ultraviyole A (UVA) ışınlarının birlikte kullanıldığı fotokemoterapi yöntemidir. Fototerapide yapay güneş ışığı kullanılmakta olup halk arasında ışın tedavisi olarak adlandırılan radyoterapiden tamamen farklı olan bir tedavi yöntemidir.

Ultraviyole ışıkları derideki yangıyı yok ederek hastalığın düzelmesini yeni lezyonların oluşmamasını sağlar. Tedavi seansları haftada 2-4 seans olarak yapay güneş ışığı salan ultraviyole lambalarının olduğu kapalı bir kabinde birkaç saniyelik ışık maruziyeti ile başlar ve süreler kademeli olarak artırılır. Tedaviye yanıt alınınca da seanslar kademeli olarak azaltılarak kesilir. Tedavi seanlarında erkeklerde genital bölge, kadınlarda meme uçları kapatılmalı, riskli benler ve ben ve yara izleri flasterle kapatılmalı ve gözler özel gözlük veya göz bantları ile korunmalıdır.

Uzun süreli ve kontrolsüz bir şekilde güneşe maruz kalmak, güneş yanığı geçirmek deri yaşlanmasına, katarakta ve deri kanseri oluşumuna neden olmakla birlikte hekim kontrolünde yapılan fototerapi güvenli ve etkili bir yöntemdir. Tedavi sırasında deri kuruluğu, kızarıklık, deride bronzlaşma görülebilir.

• Elektrokoter

Halk arasında yakma tedavisi olarak da adı geçen elektrokoter, elektrik enerjisi kullanılarak, uygun cihazlarla dokuda ısı hasarı oluşturarak kesme ve koagülasyon (pıhtılaşma) yoluyla etkili olan bir tedavi yöntemidir. Hasarlı ve hastalıklı doku yakılarak yok edilir ve yara iyileşmesi ile beraber hastalıklı ve hasarlı dokunun iyileşmesi sağlanmış olur. İşlem öncesinde ağrı duyulmaması için lokal anestezi uygulanır. İşlem sonrasında uygulama bölgesinin kuru tutulması ve verilen kremlerin kullanılması önerilir.

Et beni (akrokordon), siğil, milyum (yağ kisti), piyojenik granülom, seboreik keratoz, siringom, sebase hiperplazi, xanthelazma, telenjiektazi, kiraz anjiyom, anjiyokeratom gibi lezyonların tedavisinde kullanılmaktadır.

• Tırnak Batması ve Tedavisi

Tırnak batması tırnağın yumuşak dokunun içine doğru batmasıdır. Bu durum genellikle ayak başparmağında oluşur ve belirgin iş kaybına yol açan, ağrılı bir durumdur. Tırnak batması hatalı ve derin tırnak kesimi, anormal şekilli tırnak ve tırnak kıvrımı, aşırı terleme, ucu dar ayakkabı giyilmesi, kötü ayak hijyeni, aşırı vücut ağırlığı, hamilelik, retinoik asit gibi ilaçların kullanımı, genetik faktörler, ayakların devamlı darbe ve travmaya maruz kalması, tırnağın mantar enfeksiyonu gibi çeşitli faktörlere ya da bunların kombinasyonuna bağlıdır. Ayakkabı giymeyen topluluklarda tırnak batması nadiren görülmektedir.

Batan tırnağın etrafında ağrı, şişlik ve kızarıklık görülür. İlerlemiş tırnak batıklarında yaranın iltihabı ve yumuşak dokunun tepkisi ile tırnak kenarındaki doku kabarır ve damarlardan zengin kanamalı bir doku oluşur.

Tırnak batıklarında batığın derecesine ve şekline göre tedavi değişir. Tırnak kenarındaki kabarık dokuyu yumuşatıp gerileten losyonlar ve kremler kullanılabilir. Gümüş nitrat kalemleri ile etraftaki doku yakılabilir. Tırnağın batmasını engelleyen, tırnak uzayıp batık geçene kadar tırnakta kalan tırnak teli uygulanabilir. Bazen de tırnağın bir kısmının ve tamamının çekilmesi gerekebilir. Çok dönük tırnaklarda tırnağın üretildiği kök kısmı fenol gibi kimyasallarla veya koter, lazer gibi aletlerle yakılarak batan kısımlarda tırnağın yeniden büyümesi engellenebilir. Tırnak çekimi lokal anestezi ile ağrısız olarak yapılan bir işlemdir. Çekim sonrası kolaylıkla yürüyerek eve dönülebilir.

Tırnak batıklarında tekrarlama olmaması için tırnak düz kesilmeli, tırnak köşeleri dışarıda görülmelidir. Ön kısmı ayağın şeklini alacak şekilde düz ve yumuşak dokulu ayakkabılar tercih edilmeli, ayaklar travmalar ve darbelerden korunmalıdır. Eşlik eden aşırı terleme ve mantar enfeksiyonları varsa tedavi edilmelidir.

• Aşırı Terleme ve Tedavisi (İyontoforez)

Aşırı terleme, ter bezlerinin aşırı çalışmasına bağlı olarak özellikle avuç içi, ayak tabanı ve koltuk altlarında deriye salınan ter miktarının artması şeklinde görülür. Genellikle yapısal olarak ortaya çıkan aşırı terlemede sıklıkla aile öyküsü mevcuttur. Nadiren de tiroid bezi hastalıkları ve şeker hastalığına veya bazı ilaçların kullanımına bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Yapısal olarak ortaya çıkan aşırı terlemenin tedavisinde iyontoforez ve botoks tedavisi başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

İyontoforez
El-ayak ve koltukaltı terlemesinde kullanılan iyontoforez tedavisi direkt elektrik akımı kullanarak topikal iyonize ilacın cilde verilmesidir. Eller ve ayaklar, musluk suyu ya da özel ilaçlı bir su içeren bir kabın içine konulur ve kabın içinde bulunan elektrotlara doğru akım (10-20 mA) verilir. Seanslar yaklaşık 20 dakika sürer. Terlemede azalma 1-2 hafta içerisinde ortaya çıkar. Birinci ayın sonunda istenen etki elde edildikten sonra 2 haftada ya da ayda bir kez tedaviye devam edilir. Uygulama ağrısız olup el ve ayaklarda iğnelenme, karıncalanma hissi, deride hafif kızarıklık ve kuruluk görülebilir. Nadiren uygun kremlerle gerileyen kızarıklık ve küçük kabarcıklar olabilir. Güvenli bir tedavi yöntemi olup evde de uygulanabilir.


Botulinum toksin enjeksiyonu
Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen bir ilaç olan botulinum toksini aşırı terleyen bölgedeki derinin içine özel, ince uçlu iğnelerle uygulanmaktadır. Uygulama öncesi uygulama bölgesine anestetik kremler sürülerek ağrı hissi azaltılmaktadır Uygulamadan 3 gün sonra terlemede azalmalar görülmeye başlar ve bir hafta içinde terleme tamama yakın kaybolmaktadır. Etki süresi kişiye ve uygulanan doza göre değişmekle birlikte yaklaşık olarak 6-8 ay devam etmektedir. Etki ortadan kalktığında, tekrar uygulanmaktadır. Gebeler, emziren anneler ve bazı kas-sinir hastalığı olanlar dışında herkese güvenle uygulanabilmektedir.

• Koter-Kriyoterapi

Cildimizde bulunan mikrobik siğiller , et benleri ve bazı deri tümörlerinin tedavisinde elektro koter ve kriyoterapi kullanılmaktadır.

Kriyoterapi sıvı nitrojen ile dokunur.
- Derece soğutularak lezyonun nekroze olmasını sağlar. Pratik bir yöntemdir. Poliklinik şartlarında yapılabilir. Anestezi gerektirmez.
- Elektro koter ise lezyonun ısınan bir metal uç ile yakılmasıdır. Ağrılı bir işlemdir. Anestezi gerekmektedir. Ameliyathane şartlarında yapılmalıdır. Yaranın iyileşme süreci daha zordur. Lezyonların altındaki temiz hale gelene kadar işlem yapıldığından başarı oranı daha yüksektir.

Dermatoloji (Cildiye)

dermatoDermatoloji kliniğimizde, tüm deri hastalıklarının (sedef, mantar, akne, zona, siğillerin yakılması, ışık tedavisi vb.) tanı ve tedavisine yönelik hizmetler verilmektedir.

Deri bilimi olarak da nitelendirilen dermotoloji, cilt rahatsızlıkları ve tedavisiyle alakalı tıp bilim dalıdır.

Yaygın bir sorun olan saç dökülmesi, dermotolojinin alanına giren deri hastalıklarından biridir. Dermotoloji, yani cildiye, saç dökülmeleri dahil tüm deri, cilt sorunlarının çözüme kavuşturulduğu alandır.

Dermotoloji uzmanları yani dermotologlar, cilt hastalıkları alanında uzman olan, başvurulması gereken doktorlardır.

Deri rahatsızlıkları arasında yer alan Behçet hastalığı, (Behçet hastalığını keşfeden Hulisi Behçet, bu rahatsızlığa ismini vermiştir.) Sedef hastalığı, çeşitli alerjiler, deri döküntüleri, akneler ve HPV (cinsel yolla bulaşan ve sık görülen bir hastalık) bu bilim dalının çözüme kavuşturduğu rahatsızlıklardandır.

Tüm bu ciddi rahatsızlıkların yanı sıra gündelik yaşantıda ortaya çıkan cilt sorunlarının tümü, dermotologların çözüm getirdiği, tedavi edilebilir sorunlardır. Çok basit birer sorun olarak görülen akne, kozmetik sektörünün de tedavi alternatifleri sunduğu bir rahatsızlıktır. Ancak, aknenin gerçek tedavisini dermotoloji bilimi yani dermotologlar sunmaktadır.

Kozmetik sektörünün her ne kadar başarılı ürünleri varsa da, uzman dermotolog tarafından muayene edilerek reçete ile alınan ilaçların etkisini veremez. El, yüz ve tüm cilt sorunları yaşanıldığında başvurulması gereken yer, dermotoloji bilimi ve uzman dermotologlardır. Yanlış tedavi, deri rahatsızlıklarında tetikleyici unsur olarak, rahatsızlığın daha ciddi bir hal kazanmasını, dolayısıyla da tedavi süresinin uzamasını sağlar.

Basit cilt sorunları olarak görülen yüzdeki kızarıklıklar, akneler (sivilceler), güneş yanıkları ve kırışıklıklar, kozmetik sektörünün sunduğu fondoten, kapatıcı stickler ve renklendirici allıklarla kapatılmaya çalışıkdıkça, eğer sorun gerçekten ciddi ise, uygulanan kozmetik ürünler sorunu çok daha tehlikeli bir aşamaya taşıyabilir.

Cilt, çok çeşitli hastalıkların da habercisi olabilme özelliği gösterebilir. Böyle bir durumda, çok basit olarak görülen bir deri sorunu, gerçekte çok başka ve ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Bu erken uyarıyı da ancak gerçek bir dermotoloji, uzman dermotolog yapabilir. Sağlık, ihmale gelmeyecek kadar önemli bir iştir. Sağlık söz konusu olduğunda, sorun küçük bir sivilce bile olsa, bilinçsiz müdehaleden kaçınılmalıdır. Deri, tüm dış dünyadaki mikropların bedene giriş yaptığı kapıdır. Deri yüzeyine yapılacak bir temas, zararlı bileşenlerin, mikropların beden içerisine girmesini sağlar. Bu nedenle dermotologlar, yüz içerisinde ağız üst dudaktan sonraki tüm üst yüz bölgesindeki sivilcelerin tedavilerinde uzman hekim olmadan, kişilerin etken olmaması gerektiğini bildirmektedir.

Hasta ve Ziyaretçi Hakları

Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi size aşağıda açıklanan haklarınızı sağlamaktadır. Sağlık görevlileri ve diğer çalışanlarımız, haklarınızın bilincinde olup size saygıyla hizmet sunarlar.

E-Bülten Üyeliği

Haber ve duyurular için üye olun

                        

Bilançolar | Gelir Tablosu ve İktisat 2017


Bu web sitesinin isim hakları, içeriği, şablonu, tasarımı ve site içindeki tüm dokümanlar Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’ ne aittir. Site içerisinde yer alan sayfalarda aksi belirtilmediği sürece, hiçbir doküman, sayfa, grafik, tasarım unsuru ve diğer unsurlar izin alınmaksızın kopyalanamaz, başka yere taşınamaz, alıntı yapılamaz, internet üzerinde veya her ne şekilde olursa olsun yayınlanamaz ve kullanılamaz (arama motorlarının dizinleri için kullandıkları geçici bellek kayıtlarından alınmış olsalar dahi). Sitemizi ziyaret eden misafirlerimiz, sitenin telif hakkı konusunda hastanemizin tüm talep ve açıklamalarını kabul ettiklerini beyan ve taahhüt ederler. Hakları saklı tutulmuş eserler, sahiplerinin onayı olmadan hiç bir suretle çoğaltılamaz, alıntı yapılamaz, yayınlanamaz, başka bir yerde kullanılamaz. Site içinde yer alan dokümanlar, Site Yöneticisinin önceden verilmiş açık onayı olmaksızın başka siteler ya da medyalara kopyalanamaz.