Hastanemizi Gezin   iletişim whatsapp0549 610 11 75   Online Randevu0850 811 50 52  

• Gebelik Takibi



Gebelik takibi, gebeliğin tespitinden itibaren doğuma kadar olan sürede anne ve bebeğin sağlık durumunu değerlendirip, gebelik bakım planını oluşturmak , ortaya çıkabilecek sorunları öngörmek ve bu sorunları tedavi etmek amacıyla yapılan düzenli kontrollerdir. Gebelik takipleri sırasında tehlike oluşturabilecek ve sağlık kuruluşlarına başvurmayı gerektirecek durumlar hakkında hastaya bilgi verilmelidir. Karın ağrısı, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi, vajinal kanama, su gelmesi, bebek hareketlerinde azalma , yüksek ateş gibi durumlar hakkında anne adayına bilgi verilmelidir.

Gebeliğin ilk muayenesinde gebeliğin rahim içerisinde ve sağlıklı oluştuğu ortaya konulmalıdır. Yapılacak vajinal ultrason incelemesi ile gebelik kesesinin rahim içinde olması gereken yere yerleşip yerleşmediği kontrol edilir. Bu sayede dış gebelik ekarte edilir. Ayrıca ultrason değerlendirmesinde rahimde şekil bozukluğu olup olmadığı, miyom ya da yumurtalık kisti gibi hamileliği olumsuz etkileyebilecek hastalıkların olup olmadığı gözlenir. Bunlar dışında rahim içinde yerleşmiş, halk arasında üzüm gebeliği (mol hidatiform) gibi normal dışı hamilelik durumlarının varlığı da incelenmelidir.

Gebelik ilk muayenesinde ultrason değerlendirmesinde yapılan incelemeler normal olarak izlenmesi durumunda anne adayından bazı tetkikler istenecektir. Bu tetkikler şunlardır:

** Kan sayımı ve kan grubu
(kansızlık veya pıhtılaşma bozukluğu var mı? kan uyuşmazlığı var mı?)
** Açlık kan şekeri, HbA1c, karaciğer ve böbrek testleri
(gizli şeker hastalığı var mı? karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu var mı?)
** Tiroid hormon testleri
(düşüğe neden olabilecek ya da bebeğin zekasını olumsuz etkileyecek tiroid hastalığı var mı?)
** Bulaşıcı hastalık testleri
(hamilelikte ve doğumda bebeği olumsuz etkileyecek hepatit, AIDS, kızamıkçık, toksoplasma, sifilis gibi hastalık var mı?)
** Pap-smear testi
(rahim ağzı kanser öncüsü bir hastalık var mı?)

Gebelik taramaları
Sağlıklı gelişen bir gebeliğin takibinde başlıca dört basamakta tüm taramalar tamamlanmaktadır. Farklı klinik durumlar söz konusu olduğunda bu taramalara eklemeler ve eksiltmeler oluşabilir. Tüm bu taramaların tamamlandığı 24-28. gebelik haftasından sonra, geri kalan haftalarda bebeğin kilosu, büyümesi, suyu ve iyilik hali kontrol edilerek hamilelik tamamlanır. Gebelik taramaları ve haftaları şu şekildedir:
** 11–14. hafta arası: İkili Tarama Testi
(Down (trisomi–21) ve Edward sendromu (trisomi–18) açısından ultrasonda bebeğin boyu ve ense kalınlığının ölçülmesi ile anne kanındaki iki hormonun seviyesinin tespit edilmesi ile yapılan en yüksek tanı gücü olan kromozomal hastalık tarama testidir.)
** 16-18. hafta: MS-AFP Testi
(Spina bifida gibi omurilik gelişim kusurlarının ortaya konulmasında son derece hassas sonuç veren bir kan testidir. Hekiminiz gerekli görür ise bu taramayı önerecektir.)
** 20–22. hafta arası: İkinci Düzey (ayrıntılı) Ultrason İncelemesi
(Bebeğin kemik yapılarının henüz gelişmediği bu dönemde tüm organ ve sistemlerinin ultrason ile incelenerek rapor edildiği bir görüntülemedir.)
** 24-28. hafta: Şeker Yükleme Testi
(Hamileliğe bağlı şeker hastalığının taranması için yapılan yükleme testidir. Bu hafta aralığında yapıldığında şeker hastalığının tespit edilme olasılığı en yüksek düzeydedir.)
** Maternal Kanda Fetal DNA
(Anne adayının kanında kendi DNA yapısı dışında %10 oranında bebeğe ait DNA parçaları da bulunmaktadır. Bu DNA parçalarının ayıklanması ile yapılan genetik inceleme sayesinde bazı kromozom bozukluklarının (Down sendromu gibi) %99’a varan doğruluk oranında saptanması mümkün olmaktadır. Bu test rutin uygulaması gereken bir tarama testi değildir.)

• Yüksek Riskli Gebelik



Hamilelik gerçekleşmeden önce anne adayının var olan mevcut kronik hastalıkları ve hamilelikten sonra kendini gösteren problemler farklı risklerin ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu durumdaki hamilelere riskli gebelik ya da yüksek riskli gebelik ismi verilir.

Riskli gebeliğe yol açan sebepler;
Kronik hastalıklar; Diyabet, kalp, guatr, romatizmal hastalıklar, böbrek hastalıkları.
Anne adayı 18 yaşında küçük ya da 35 yaşın üzerindeyse.
Anne adayının sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanması.
Çok kilolu (VKİ; 30 un üzerinde ) ve çok zayıf (VKİ: 20 in altında ) olan kadınlar
Gebelikle ilgili hipertansiyon, yüksek tansiyon
Çoğul gebelikler
Önceki gebeliklerinde erken doğum, ölü doğum, bebeğin eşinin erken ayrılması, gebelik zehirlenmesi gibi kötü gebelik öyküsünün olması
Plasental sorunlar: Plasenta bebeğin sağlığı için kritik öneme sahiptir, plasenta yerleşim yeri anormallikleri

• Polikistik Over Sendromu



POLİKİSTİK OVER SENDROMU HER 20 KADINDAN BİRİNDE GÖRÜLÜYOR

Polikistik over sendromu, üreme çağındaki kadınlarda adet düzensizliği, kıllanma ve kilo problemleri ile kendini gösteren bir rahatsızlıktır. Bu hastalık, kısırlığa kadar gidebilecek ciddi tablolar ve ileriki yıllarda oluşabilecek sağlık problemleri açısından düzenli kontrol altında tutulmalıdır.
Polikistik over sendromu (PKOS) birçok genetik ve çevresel etmenin etkili olduğu kronik yumurtlamama ile nitelenen bir bozukluktur. Kronik yumurtlamama problemi klinikte kendini adet düzensizlikleri, disfonksiyonel kanamalar ve kısırlık ile gösterir. Hastanın ilk adet gördüğü yıllarda başlayan yumurtlama bozuklukları, kıllanma, hormon bozukluğu, hiperinsulinemi ve insulin direnci ile ilişkilidir. Her 20 kadından 1 i bu sendromdan müzdariptir. Oluşumunda genetik etmenlerin önemli bir rolü vardır. Polikistik over sendromu olan kadınların annelerinde %24, kız kardeşlerinde %32 oranında görülür. Hiperandrojenizmin (erkeklik hormonunun yüksekliği) klinik bulguları; kıllanma, akne ve erkek tipi kelliktir. Erkeklik hormonu yüksek olan kadınların yaklaşık %70’inde kıllanma bulunur.

Hastaların ultrasonografi bulgularına göre bir yumurtalıkta 2-9 mm çapında periferik dizilimli 12 veya daha fazla follikül bulunursa ve/veya yumurtalık hacmi büyükse (>10 ml) polikistik over olarak tanımlanır. Bir tek polikistik over görülmesi polikistik over tanımı için yeterlidir.

Polikistik over sendromu bulguları adetin ilk görüldüğü yaşlarda ortaya çıkar. Polikistik over sendromu olan hastalar genellikle bir yılda 9’ dan az adet olurlar veya hiç adet olmazlar. Hastaların önemli bir kısmında abdominal obezite yani elma tipli vücut bulunur.
Hiperinsülinemi ve insülin direnci, verilen belirli bir insülin miktarına karşı alınan normal glukoz cevabının azalmasıdır. İnsülin direnci ve bu direnci kompanse etmek için hiperinsülinemi hem zayıf hem de obez PKOS hastalarında görülmektedir. Ancak obez olmayanlarla kıyaslandığında obez hastalarda insülin miktarı daha yüksektir. İnsülin miktarının yüksek olması hastalarda erkeklik hormonlarının yüksek olmasına neden olur.

POLİKİSTİK OVER SENDROMU OLAN HASTALAR NASIL BESLENMELİ

- Birinci hedef ideal vücut kitle indeksini tutturmak ve onu korumak olmalıdır.

- Aşırı kilolu olan veya obez hastalar günlük kalori alımını kısıtlamalı, yapay ve doğal şekerli gıdalardan uzak durmalıdır. Özellikle meyveleri sağlıklı gıda sını-fında kabul etmek ve bol tüketmek kalori hesabı yapıldığında hem yüksek kalori alımına neden olmakla beraber kan şekeri seviyesini de hızlı şekilde yükseltir.

- Bol proteinli gıdalar, taze sebze yemekleri ve salatalar tüketilmelidir. Hamur işleri, pilav, makarna, dondurma, meyve suları gibi gıdalar hızlı ve kolayca alı-nan kalori bombaları olup, kilo vermeyi güçleştirir hatta imkansız kılar.

- Beslenmenın düzeltilmesi ve sporun eklenmesi adet düzensizliği yaşayan has-taların bir bölümünün adetlerinin düzene girmesini sağlamaktadır.

PKOS TEDAVİSİNDE DOĞUM KONTROL HAPLARININ KULLANIMI ZARARLI DEĞİLDİR.

Doğum kontrol hapları: Adet bozuklukları olan hastalarda ilk tedavi seçeneğidir. İçinde 30-35 μg etinil östradiol ve antiandrojenik progestin (drosperinon ve siproteron asetat) bulunan haplar tercih edilir. Yumurtalık fonksiyonlarını baskılayarak erkeklik hormonunun düzeyini düşürürler. Tedavinin birinci ayında erkeklik hormon düzeylerini normale getirirler. Yumurtalık kaynaklı erkeklik hormonu yapımını 3. haftanın sonunda baskılarlar. Akne üzerindeki etkisi 1-2 ayda görülür. Kıllanma üzerinde etkili olabilmesi için kıl büyüme döngüsü nedeniyle 6-12 ay gereklidir.

Doğum kontrol hapları ile terminal kıl büyümesi tamamen durdurulamaz sadece yavaşlar bu nedenle mekanik yöntemler de gereklidir. Ancak doğum kontrol haplarının kullanımı venöz tromboz ve migren baş ağrılarına neden olma gibi çeşitli sakıncaları da vardır. Üç aylık tedavi ardından, hasta tedavinin etkinliği ve androjen düzeyleri açısından yeniden değerlendirilmelidir. Genel bir kural olarak hasta jinekolojik olgunluğa erişinceye kadar veya vücut kitle indeksinde belirgin düşme oluncaya kadar doğum kontrol haplarının kullanılması önerilmektedir. Bu noktada tedavinin birkaç ay kesilmesi ve normal düzenin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir. Kadınların endişe duydukları konulardan biri de doğum kontrol haplarının daha sonra kısırlık nedeni olup olmadığı konusudur. Doğum kontrol haplarının böyle bir olumsuz etkisi yoktur.

Ne yazık ki son yirmi yılda kötü beslenme, hareketsizlik ve obezitenin artması nedeni ile polikistik over sendromun sıklığı değişmese bile tedaviye gereksinim duyan ve tedaviye oldukça dirençli hastaların sayısı artmaktadır.

• Erken Down Sendromu Riski Takibi

Down Sendromunu doğumdan önce tespit etmek amacıyla hiç bir risk faktörü olmasa bile hastalığın taranması amacıyla prenatal (doğum öncesi) dönemde bazı testler anne adaylarına uygulanmaktadır. Bu testlerden en sık kullanılan 2'li test gebeliğin 11 – 14. haftalarında yapılır. Adından da anılacağı gibi iki ayrı testin birlikte uygulanmasına dayanır. Kan ve Ultrasonografi kısmı vardır. Ultrasonografik olarak bebeğin ense kalınlığı (ense saydamlığı) ölçümünü içerir, burun kemiğinin oluşup oluşmadığı gözlemlenir. Bu değerlerle birlikte annenin yaşıve kilosu, bebeğin baş – popo mesafesi de eklenerek Down Sendromu riski belirlemesi yapılır.

2'li tarama testinin güvenilirliği, yani Down Sendromu saptama oranı %5 yalancı pozitiflik oranı ile %90 civarındadır. Bu yüzden taramada ilk olarak tercih edilmesi gereken testtir. Bu testlerde Down Sendromu olasılığı, yani riski belirlenmeye çalışılır. Amacımız gebeleri, riski yüksek olanlar ve riski az olanlar olarak gruplandırmaktır.

Riski yüksek olan gruba amniosentez (amnion sıvısında bulunan fetal deriden, sindirim ve solunum sistemlerinden dökülmüş hücrelerin kültürü ve karyotip analizi yapılması esasına dayanır) veya CVS (11 – 14. haftalar arasında iğne ve katater yardımıyla bebeğin plesentasından örnek alınmasıyla uygulanır) önerilerek kesin teşhis konulması sağlanır. Amniosentez ve CVS sonuçları kesindir. Bebekte Down Sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuç ortaya koyarlar.

• Menepoz Takibi ve Tahlilleri (Mamografi- Hormon - Kemik Dansitometri)

Çoğunlukla 40 yaşın ardından, ortalama olarak 55 yaşa kadar geçen süre içinde menopoz dönemine girilir. Bu dönemde adet kanamaları düzensiz olmaya başlar. Ardından adet kanamaları tamamen kesilir. Menopoz doğal bir süreçtir. 40 yaşından erken menopoza girilirse, buna ”erken menopoz” ismi verilir.

MAMOGRAFİ
Memenin görüntülemesi için kullanılan en temel yöntemdir. Düşük doz X-ışını kullanarak görüntü elde edilir. Tüm görüntüleme yöntemleri içinde meme kanserini en erken saptayabilen yöntem mamografidir.

KEMİK DANSİTOMETRİ
Kemik dansitometrisi, sıklıkla menopoz sonrası kadınları etkileyen ancak erkeklerde de görülebilen osteoporozun tanısında kullanılmaktadır.

Osteoporoz, kemiklerin daha ince ve daha kırılgan hale gelmesine neden olan, derece derece kalsiyum kaybı ile giden bir hastalıktır.

Eğer sizde bu riskleri taşıyorsunuz,

• Günlük beslenmesinde yeterince kalsiyumlu gıda (süt ve süt ürünleri) almayanlar
• Düzensiz beslenen her yaş gurubundakiler
• Şeker hastaları
• Böbrek taşı düşürenler ve diğer böbrek hastaları
• Uzun zaman kortizonlu ilaçlar, bazı anti asit mide ilaçları ve sakinleştirici ilaç kullananlar
• Aşırı çay tüketimi, kahve sigara, alkol kullananlar
• Genetik yatkınlığı olanlar.
• İkiden fazla doğum yapmış olanlar
• Menopoz dönemindeki bayanlar
• 50 yaşını geçen kadın ve erkekler kemik dansitometri yaptırmanız gerekmektedir.

• Kısırlık Teşhisi ve Tedavisi



KISIRLIK TANI YÖNTEMLERİ

Tanım olarak, en az bir yıl herhangi bir korunma yöntemi uygulamaksızın haftada 2 – 3 kere girilen cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilememesi "infertilite" yani kısırlık olarak adlandırılmaktadır.

Infertilite Tanısında Yapılması Gereken Testler:
1. Sperm Sayımı: 3 günlük cinsel perhiz sonrası yapılan spermiogram testinde sperm sayı, hareketlilik ve yapısı açısından değerlendirilir.
2. Adetin 3. günü ypılan hormon testleri
3. HSG (histerosalpinografi): Fallop tüplerinin açık olup olmadığını, rahim dokusunda gebeliğin yerleşmesine engel bir bozukluğun tespiti sağlanır.
4. USG: Vajinal ultrasonografi yapılarak rahim ve yumurtalıkların durumu değerlendirilerek, rahimde miyom, polip gibi patolojilerin olup olmadığı, yumurtalıklarda kistik bir yapının olup olmadığı değerlendirilir.
5. Laparoskopi

• Histeroskopi



Histeroskopi için kullanılan cihaz birkaç milimetre kalınlığında, ışıklı ve kameralı bir cihazdır. Rahim ağzı özel aletlerle genişletilerek cihaz rahim ağzından nazikçe geçirilir ve rahim içine yerleştirilir. Böylece rahmin içi görüntülenir

• Kolposkopi

Kolposkopi rahim ağzı, vagen veya vulvanın yakından muayenesini sağlar. Kolposkop denilen ışıklı alet rahim ağzının görüntüsünü büyütür, böylece daha iyi muayenesini ve görülebilmesini sağlar.

• Vaginal Smear + HPV (Siğil) Testleri



Smear testi rahim ağzını (serviks) değerlendirmek ve hem enfeksiyonlar hem de kanser- kanser öncüsü durumlar açısından kontrol etmek için kadınlara yapılan özel bir rahim ağzı tarama testidir. Pap smear’da şüpheli bulgular veya normal dışı hücrelerin bulunması durumunda hekiminiz HPV araştırması isteyebilir. HPV 'de pek çok tipi bulunmaktadır. Bunların bir kısmı sadece genital siğillere neden olurken, bir kısmı ise rahim ağzı kanseri ile yakından ilişkilidir.

• Jinekoloji Onkoloji Teşhis ve Ameliyatları

◦ Miyom Ameliyatları
◦ Rahim Kanseri
◦ Yumurtalık Kanseri
◦ Rahim Ağzı Kanseri

– Miyom Ameliyatları


Miyomlar rahimde, myometrium adı verilen kas tabakasında bulunan düz kas hücrelerinin anormal büyümesi ile oluşur. Çoğu zaman birden fazla sayıda myom gelişir

– Rahim Kanseri
Rahim Kanseri en sık rahmin iç tabakasını oluşturan endometrium dediğimiz tabakasından gelişmektedir. Rahim kanseri, endometrium tabakasındaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşur. Oluşan kanser hücreleri lenf bezlerine, çevre organlara veya kan akımı ile uzak bölgedeki organlara ulaşabilirler. Daha seyrek görülen rahim tümörü ise sarkomlardır. Bu tümörler rahmin kas tabakasında oluşur.

– Yumurtalık Kanseri
Dokusunda pek çok farklı hücre bulunan yumurtalıkların ana yapısını epitelyum hücreler oluşturur. Epitel hücrelerde ya da embriyonik döneme ait hücrelerde meydana gelen kontrolsüz bölünme ve çoğalma sonucunda yumurtalık kanseri oluşabilir. Daha çok menopoz sonrası görülen yumurtalık kanserlerinin yüzde 80’i epitelyum dokuda oluşur. 20 yaşın altında görülen yumurtalık kanserlerinin yüzde 60’ında ise embriyonik tümörler görülmektedir.

– Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanseri daha çok gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanserdir. Her yıl dünyada 500 bin yeni rahim ağzı kanseri tanısı konulmaktadır. Genellikle 50 yaş civarında ortaya çıkan rahim ağzı kanseri son yıllarda genç kadınlarda da görülmeye başlamıştır. Kadınlarda en çok görülen kanser sıralamasında meme kanseri ilk sırada yer almasına rağmen, yaşamı tehdit edici özelliği nedeniyle rahim ağzı kanseri, meme kanserinin önüne geçmektedir.

• İdrar Kaçırma (İnkontinans)

Üriner inkontinans nedir? Belirtileri nelerdir?

Üriner inkontinans, istemsiz idrar kaçırma, idrarı tutamama , toplumda çok sık rastlanan bir sağlık problemidir.
Kadınlarda daha sık görülür. Gebelik, doğum, sistosel, rektosel, uterus prolapsusu, menopoz, obezite, histerektomi gibi operasyonlar , idrar yolu enfeksiyonları, üriner inkontinansın oluşmasına neden olan faktörlerdir. Şiddeti değişkenlik göstermekle beraber, öksürme, gülme yada karın içi basınç arttığında damla damla idrar kaçırma (stres inkontinans) olabileceği gibi, aniden idrar yapma hissi ile tuvalete yetişememe ve idrar kaçırma (urge inkontinans) şeklinde ortaya çıkabilir. Bazen her iki tip idrar kaçırma kombine olabilir (mix tip inkontinans).
Eğer üriner inkontinansın derecesi günlük yaşamı ve yaşam kalitesini etkiliyorsa mutlaka doktora başvurulması gerekir. Çoğu hastada, basit yaşam tarzı değişiklikleri ve basit medikal tedavilerle ciddi sonuçlar alınabilir ve inkontinans tedavi edilebilir.

Üriner inkontinansın tipleri nelerdir?

Stres inkontinans: Bu tip üriner inkontinans, öksürme, hapşırma, , gülme, gibi ani karın içi basınç arttığı durumlarda idrar kaçırma olarak tanımlanır. Stres inkontinans, mesane ve üretrada (mesaneden dışarı açılan kanal) kapakçıkların yetersizliği veya zayıflığı sonucu görülür. En önemli risk faktörü gebelik , doğum ve menapozdur. Pelvis tabanının ve idrar torbasının destek dokusunun zayıflamasına bağlı olarak oluşur.Tedavisi cerrahidir. TOT adı verilen ameliyatla hastalar yüksek oranda fayda görür.

Urge inkontinans: Aniden gelen idrar yapma hissi ile idrarın kaçırılması olarak tanımlanır. Mesanede aniden ortaya çıkan istemsiz kasılmalar neticesinde ortaya çıkar ve kişi tuvalete yetişemeden idrar kaçırma oluşur. Urge inkontinans sebepleri arasında; idrar yolları enfeksiyonları, mesane irritasyonu yapan maddeler (idrar yollarında taş, kum…), barsak problemleri, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, inme ve Multipl skleroz gibi hastalıklar sayılabilir. Urge inkontinansa, sebep olan bir hastalık yoksa, hiperaktif mesane sendromu olarak da adlandırılmaktadır.

Taşma inkontinası: Mesane duyuların algılanamaması söz konusudur, mesane dolu olmasına rağmen his kaybı nedeniyle idrar yapma hissi olmaz ve mesane kapasitesini aşan hacimlerde idrar depolandığında taşma şeklinde idrar kaçırma görülür. Bu tip inkontinans, mesane yaralanmaları, üretra tıkanıklığı veya sinirlerde hasara neden olan diyabet (şeker hastalığı), omurilik zedelenmeleri yada multipl skleroz gibi hastalıklarda görülür.

Mixt inkontinans: Bazen idrar kaçırma hem stres hem de urge inkontinas şeklinde olabilir. Bu durumda mixt inkontinans olarak sınıflanır.

• Yumurtalık Kistleri ve Tedavisi



Yumurtalık kisti kadınlarda çok sık görülür. Çoğu kist zararsız olmasına ve kendiliğinden geçmesine rağmen problemlere neden olmayacağından emin olmak için her yumurtalık kistini takip etmek gerekir. Yumurtalık kistlerinin çoğu belirtilere neden olmaz. Bazıları kendiliğinden geçerler. Bazı yumurtalık kistleri, kendi etrafında dönme (torsiyon), kanama ve patlama (rüptür) nedeniyle şiddetli ağrı oluşumuna neden olabilirler. Karında küt bir ağrıya veya ilişki sırasında ağrıya neden olabilirler. Bunun dışında yumurtalık kistlerinin en sık rastlanan belirtileri şöyle sıralanabilir:

  • Adet düzensizliği
  • Karında şişkinlik ve ağrı
  • Sindirim sistemi bozuklukları
  • İdrar yolu şikayetleri
  • Hatta bazı durumlarda acil ameliyata bile gerek duyulabilir. Çoğu fonksiyonel kist bir veya iki adet siklusunda tedavi gerektirmeden kendiliğinden geçer. Kist büyük ve şikayetlere neden oluyorsa hormon (doğum kontrol hapı) tedavisi veya ameliyat önerebilir.

• Kondilomlar Tanı veTedavisi



Kondilomlar (Genital Siğiller)
Genital siğil, HPV virüsünün sebep olduğu, genellikle genital bölgede ortaya çıkan lezyonlardır.

HPV virüsü, cinsel ilişki sırasında hasarlı deriden vücuda girer. Prezervatif geçişi azaltsa da virüsün vücuda girişini ve siğilin bulaşmasını engellemede tamamen koruyucu değildir. Virüs en sık cinsel temas ile bulaşır ancak temas olmadan da bulaşması mümkündür. Nadir olmakla birlikte bakire bayanlarda da siğil görülebilir. Siğillerin koter ile yakılması, kriyoterapi ile dondurulması mümkündür ama bağışıklık sistemi düşük olan kişilerde tekrarlayabilir.

HPV virüsünün 200'den fazla tipi vardır. Bazı tipler (6,11) genital siğile, bazıları (16,18) kadınlarda rahim ağzı kanserine sebep olabilir. Bu yüzden genital siğillerden mutlaka HPV tip tayini yapmak gerekir. Her genital siğil vakası rahim ağzı kanseri olacak şartı yoktur ancak kanser riski artmıştır. Bu yüzden düzenli smear takibi yapılmalıdır.

• Tekrarlayan düşükler Neden ve Tedavisi



Tekrarlayan düşükler (Habitüel Abortus)

Gebeliğin 20'nci haftasından önce ve bebek 500 grama ulaşmadan gerçekleşen iki veya daha fazla düşüğe, tekrarlayan düşük denir. Düşüğün ilk bulgusu vajinal kanamadır. Bu açık renkli bir kanama olabileceği gibi vajinal salgılarla karışık koyu kahverengi bir kanama da olabilir. Vajinal kanamaya genellikle karın ağrısı ve kramplar eşlik eder. Tekrarlayan düşükler genellikle genetik bozukluklar ve embriyo oluşumundaki problemlerden kaynaklanır.

• Uterus anatomik bozuklukları ve serviks yetersizliği
• Pıhtılaşma bozuklukları
• Hormonal bozukluklar (diyabet, tiroid bezi hastalıkları, progesteron hormonu yetersizliği)
• Enfeksiyonlar
• Anne babaya ait kromozom bozuklukları
• Antifosfolipid antikorlar

Tekrarlayan düşüklerin %50'sinde herhangi bir sebep bulunmamaktadır. Tedavi, sebebe göre planlanmalıdır. Pıhtılaşma bozukluğu tespit edilen hastalara aspirin ve/veya pıhtılaşmayı önleyen iğneler kullanılır. Herhangi bir sebebi bulunmayan, açıklanamayan tekrarlayan düşük durumunda ise ampirik olarak düşük doz aspirin kullanılmaktadır.

• Rahim Yolu Polipleri Tanı ve Tedavisi



Rahim yolu polipleri (Endometrial Polip)

Endometrial polipler rahim içinde rahimin en iç tabakasından kaynaklanarak gelişen iyi huylu oluşumlardır Halk arasında ''rahim içerisinde et parçası'' olarak bilinir. Polipler genellikle ultrasonografi ve sulu-ultrason yapılarak fark edilirler fakat kesin tanı polipin küretaj veya histeroskopi ile çıkarıldıktan sonra patolojik incelemesi ile konur.

Polipler genellikle aşırı veya uzun süre adet kanaması, ara kanama, ilişki sırasında kanama, menapozda kanama, akıntı gibi şikayetler oluştururlar. Polipler nadiren gebe kalamamaya veya düşüğe neden olabilirler. Poliplere neden olan faktörler tam anlamı ile bilinmemekte, fazla östrojen aktivitesinin bu duruma sebep olabileceği tahmin edilmektedir. Meme kanseri için tamoksifen tedavisi gören kişilerde endometrial poliplere sık rastlanır. Poliplerin büyük bir bölümü herhangi bir şikayete sebep olmaz ancak polip fark edildiğinde alınması gerekir. Polipektomi işlemi küretaj veya histeroskopik olarak yapılabilir.

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümümüzde, jinekolojik muayene ve transvaginal ultrasonografi, aile planlaması hizmetleri (rahim içi araç, tüp bağlanması vs.), jinekolojik kanser taraması (PAP smear), gebelik takipleri, tahlilleri, ultrasonografi, doğum, menopoz ile ilgili tetkik ve tedaviler yapılmaktadır.

Hastanemizde Kadın hastalıkları ve Doğum servisi olarak her türlü Kadın Hastalıkları ve Doğum takibi yapılmaktadır. Hastanemizde 4 adet Kadın Doğum Uzmanı bulunmaktadır. Doğum servisimiz en son teknoloji ile donanmış, doğumhanemiz ve yenidoğan yoğun bakın ünitemiz, hasta odalarımız bulunmaktadır. Hastanemizde gebe takibi modern tıbbın bütün olanakları kullanılarak aylık muayeneler şeklinde yapılmaktadır. Bunlar aylık ultrasonografi ve Kan + idrar tahlilleridir. Hastanemizde ayrıca erken down sendromu riskini belirleyen ikili, üçlü ve dörtlü testler yapılmaktadır.

Ayrıca hastanemizde mevcut olan gelişmiş radyoloji imkanları ile ikinci ve üçüncü düzey ultrasonografi ve doppler incelemeleri yapılmaktadır. Normal doğum, servisimizde bulunan en modern doğumhanede gerçekleşmektedir. Sezeryan doğumlarımız ileri teknoloji ile donanmış ameliyathanemizde yapılmaktadır. Doğumda genel anestezi ve epidural anestezi kullanılmaktadır. Jinekoloji servisimizde her türlü kadın hastalıkları tanı ve tedavisi yapılmaktadır. Yıllık rutin pap smear testi ve menapoz takibi ve tahlilleri (mamografi - hormon - pap-smear - keıııik dansitometri-kolposkopi) yapılmaktadır. Aynı zaıııanda kısırlık teşhisi ve tedavisi yapılmaktadır.

Hasta ve Ziyaretçi Hakları

Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi size aşağıda açıklanan haklarınızı sağlamaktadır. Sağlık görevlileri ve diğer çalışanlarımız, haklarınızın bilincinde olup size saygıyla hizmet sunarlar.

E-Bülten Üyeliği

Haber ve duyurular için üye olun

                        

Bilançolar | Gelir Tablosu ve İktisat 2017


Bu web sitesinin isim hakları, içeriği, şablonu, tasarımı ve site içindeki tüm dokümanlar Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’ ne aittir. Site içerisinde yer alan sayfalarda aksi belirtilmediği sürece, hiçbir doküman, sayfa, grafik, tasarım unsuru ve diğer unsurlar izin alınmaksızın kopyalanamaz, başka yere taşınamaz, alıntı yapılamaz, internet üzerinde veya her ne şekilde olursa olsun yayınlanamaz ve kullanılamaz (arama motorlarının dizinleri için kullandıkları geçici bellek kayıtlarından alınmış olsalar dahi). Sitemizi ziyaret eden misafirlerimiz, sitenin telif hakkı konusunda hastanemizin tüm talep ve açıklamalarını kabul ettiklerini beyan ve taahhüt ederler. Hakları saklı tutulmuş eserler, sahiplerinin onayı olmadan hiç bir suretle çoğaltılamaz, alıntı yapılamaz, yayınlanamaz, başka bir yerde kullanılamaz. Site içinde yer alan dokümanlar, Site Yöneticisinin önceden verilmiş açık onayı olmaksızın başka siteler ya da medyalara kopyalanamaz.