E-Dergi   iletişim whatsapp0549 610 11 75   Online Randevu0850 811 50 52  

Çocuklarımız Okula Hazır mı?<br><span style="font-size:12px; font-weight: bold; color: #000000;">Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Oben Gözde Şenkon</span>


Yaz tatilinin bitip okulların açılmasına az bir süre kaldı. Bu nedenledir ki, çocuklarımızın rutin sağlık kontrollerini ve aşılarını aksatmamak, sağlıklı ve dengeli beslenmeleri, düzenli fiziksel aktivite ve uyku çok önemli!

Çocuklarımız Okula Hazır mı?
Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Oben Gözde Şenkon


Yaz tatilinin bitip okulların açılmasına az bir süre kaldı. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilen corona virüs hastalığının halk sağlığını ciddi anlamda tehdit ettiği bu süreçte, ailelerin de çocuklarının sağlıkları ile ilgili endişeleri fazlasıyla arttı. Bu nedenledir ki, çocuklarımızın rutin sağlık kontrollerini ve aşılarını aksatmamak, sağlıklı ve dengeli beslenmeleri, düzenli fiziksel aktivite ve uyku çok önemli!

Çocuklar okula başlamadan önce genel sağlık kontrolü için tıbbi muayeneden geçirilmelidir.
Okul öncesi genel taramalar çok önemlidir. Kilo ve boy ölçümü yapılarak çocuğun büyümesi ve gelişmesi değerlendirilir. Ayrıntılı sistemik muayene ve tansiyon ölçümü yapılır. İlköğretim öncesi dönemde yılda bir, daha sonra 6-8 ve 10 yaşlarında, sonrasında da 18 yaşa kadar her yıl izlem yapılmalıdır.
Tam kan sayımı, demir düzeyi, vitamin düzeyleri, tam idrar tahlili, kan kolesterol-lipid düzeyi, dışkıda parazit incelemesi, ailesel hikayeye göre açlık kan şekeri bakılır. Ayrıca tiroit bezinin az ya da çok çalışması okul yaşantısına ciddi anlamda zarar vereceği için okul başlamadan önce tiroit fonksiyon testlerine bakılması da önerilir.

Okul öncesi göz muayenesi şart
Çocuğunuz okula başlayacaksa ve yakın dönemde göz muayenesi olmamışsa, özellikle ailede diğer bireylerde görme bozukluğu varsa çocuğunuzun bir göz hekimi tarafından muayene edilmesi gerekir.

Çocuklarda görme bozukluklarına yol açan en sık rahatsızlık; görme tembelliği, görme bozuklukları ve şaşılıktır. Göz sağlığımız, okul sıralarında çocuğunun başarısını etkilemesinin yanında, okulda uyum, sosyalleşme, paylaşma duygularını da etkilemektedir. ABD’nde yapılan bir araştırmada okul sıralarında yaramazlık yapan çocukların %60’ında görme bozukluğu tespit edilmiştir. Okulda tahtayı rahat göremeyen çocuk, derste uyum sorunu yaşayacak ve ister istemez hem ders başarısı düşecek hem de yaramazlık yapacaktır. Görme kusurunun erken saptanıp düzeltilmesiyle bu sorunlar ortadan kaldırılabilir. Yaş ilerledikçe geç tanı alınması halinde göz tembelliği gibi hastalıkların tedavisi zorlaşmaktadır. Göz kontrollerinin ve taramaların özellikle 4-6 yaş grubunda yoğunlaştırılması ve okulun ilk yılından başlayarak her yıl yapılması önerilir.

Mutlaka Diş Hekiminizi ziyaret edin
Ağız ve diş bakımı, çocukların büyüme ve gelişimlerini etkilemektedir. Okul dönemindeki çocukların okullar açılmadan önce ağız sağlığı açısından değerlendirilmesi ve ağız hijyeninin nasıl sağlanacağı konusunda eğitim verilmesi başarılı bir okul hayatı ve sağlıklı gençlerin gelişmesini sağlayacaktır. Diş çürükleri hem beslenmeyi bozar hem de enfeksiyon hastalıklarına zemin hazırlar. Diş sağlığını korumak için şeker miktarının azaltılması, okula gitmeden ve gece yatmadan önce diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması önemlidir. Diş çürüklerinin erken tanınıp tedavi edilmesi o dişin kaybını önlediği gibi, vücuttaki bir enfeksiyon odağını da ortadan kaldırırken,  ayrıca bu taramalar sırasında bir diğer diş sağlığı sorunu olan oklüzyon bozuklukları da saptanabilir.

El yıkama önlenebilir hastalıkların yayılmasını engeller
Okulların açılmasıyla beraber aynı sınıfta sürekli bir arada bulunmaları, sınıflarda havalandırmanın yetersizliği ve havaların soğumasının etkisiyle çocuklarda en sık solunum yolu enfeksiyonları ile karşılaşırız.
Enfeksiyon hastalıklarının yayılımını önlemede, çocuğa kişisel hijyenin önemi ve bunu nasıl sağlayabileceği konusunda bilgi verilmesi, çocuklarımıza düzenli el yıkama alışkanlığının kazandırılması gerekir.
Eldeki kanıtlar, tuvalet kullandıktan sonra ve yemek yemeden önce ellerin sabunla yıkanmasının, çocuklar arasında pnömoni enfeksiyonunu yaklaşık dörtte bir, ishale yakalanma riskini yüzde 40’dan fazla azaltabildiğini göstermektedir.
Çocuklarımıza, ellerimizi dışarıdan eve gelince, her yemek öncesi ve sonrasında, her tuvalet çıkışında, burnumuzu elledikten, öksürüp-hapşırdıktan sonra, çamur/toprak ile oynadıktan sonra, para ile temas sonrası, kedi-köpek gibi hayvanlar ile temas ettikten sonra mutlaka uygun şekilde yıkamamız gerektiği anlatılmalı, başkalarının havlu-mendil vb. eşyalarını kullanmaması, yere tükürülmemesi, öksürürken-aksırırken ağız kapatılması konularında gerekli yönlendirmeler verilmelidir.

Çocukların aşılarını düzenli bir şekilde yaptırmış olmanız gerekir
Aşının zamanında yapılması çocukların sağlığı için önemlidir. Okul döneminde en sık karşılaştığımız rahatsızlıklar daha çok virüs kökenli enfeksiyon hastalıklarıdır. Bu hastalıkların aşı ile önlenebilen hastalıklar olduğunu ve uygulanan aşıların çocuklarımız için bir şans olduğunu bilmemiz gerekir. Rutin doktor muayenelerinde çocuğun aşı kartı kontrol edilip eksik varsa tamamlanır. Bebeklikte başlanan aşıların pekiştirme dozları okul çağında yapılır. Ülkemizde ilkokul 1. sınıfta DaBT-İPA, ilköğretim 8. sınıfta ise Td yapılmaktadır. Okula giden her çocuğa rutin olarak grip aşısı önerilmemektedir. Grip aşısı yaptırmak çocuk doktorunuzun karar vereceği bir durumdur. Eğer çocuğunuzda alerjik bronşit, astım, ya da altta yatan kronik bir rahatsızlık varsa grip aşısı yaptırmak gerekebilir. Çocukların sağlığı için aşıları yaptırmamak ve aksatmak kesinlikle doğru değildir. 

Sağlığı korumanın yolu, dengeli beslenme ve egzersiz
Okul çağı dönemi; fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu bir dönemdir. Yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde bu dönemde oluştuğu düşünüldüğünde çocuk ve gençlere beslenme ve yaşam biçimi alışkanlığının kazandırılması ve sağlıklı yaşam bilincinin yerleştirilmesi erişkin dönemi hastalıklarının (kalp damar hastalıkları, kanser, diyabet, osteoporoz vb.)  da önlenmesi açısından önem arz etmektedir.
Yetersiz ve dengesiz beslenen çocuklarda; protein-enerji malnütrisyonu (büyüme ve gelişme geriliği), demir yetersizliği anemisi (kansızlık), iyot yetersizliği hastalıkları (guatr, cücelik, zekâ geriliği, hipotiroidi vb.), şişmanlık, zayıflık, kemik ve diş sağlığı bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, yetersiz ve dengesiz beslenen çocukların bu hastalıkların sonucunda dikkat süreleri kısalıp algıları azalmakta, öğrenmede güçlük ve davranış bozuklukları gelişmekte ve okul başarıları düşmektedir.
Vücudumuz için gerekli olan vitamin ve minerallerin yetersiz tüketilmesi, genel beslenme kalitesinin düşük olması, bağışıklık fonksiyonunu da tehlikeye atıp genel enfeksiyon riskini arttırabilir. Vitamin ve mineral adı verilen bu mikro besinler sağlık için gerekli ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde çok önemlidir.
Günlük tüketilen besinlerle alınan enerjinin %50-60’ının karbonhidratlardan, %25-35’inin yağlardan ve %10-20’sinin ise proteinlerden gelmesi önerilir.
Besin çeşitliliği ile yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması için Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi’nin sağlıklı beslenme tabağında; her ana öğünde tabağın bir çeyreği sebzelerden, diğer çeyreği tam tahıl ürünlerinden ve kalan yarısının eşit üç parça halinde meyvelerden, yüksek proteinli gıdalardan (kurubaklagiller, et, yumurta, balık, tavuk, yağlı tohumlar, vb.) ve süt ürünlerinden (süt, yoğurt, ayran, peynir vb.) gelmesi önerilmektedir.
Vücudumuz için gerekli olan vitamin ve minerallerin yetersiz tüketilmesi, genel beslenme kalitesinin düşük olması, bağışıklık fonksiyonunu da tehlikeye atıp genel enfeksiyon riskini arttırabilir. Vitamin ve mineral adı verilen bu mikro besinler sağlık için gerekli ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde çok önemlidir.
Omega3, vücudumuz tarafından yapılamayan ve dışarıdan alınması gereken doymamış yağ asididir. DHA ve EPA yağ asitleri, doğrudan merkezi sinir sistemi ve gözlerinin alt yapısını oluşturmanın yanı sıra, bağışıklık sistemi ve kalp-damar siteminde de önemli roller üstlenir. Omega3 kullanan çocukların el-göz becerilerinde, dikkat edebilme süresinde, zihinsel işlevlerde ve sosyal etkileşimlerde daha başarılı olduğu görülmüştür. Bundan dolayı haftada en az bir yağlı balık tüketmeyen çocuklarda DHA ve EPA içeren balık yağı takviyeleri önerilir.
Çocuklarda ve gençlerde  en yaygın görülen olumsuz beslenme alışkanlıklarından biri öğün atlamadır. Türkiye’de ve dünyada yapılan beslenme alışkanlıklarının değerlendirildiğinde çocukların en sık atladıkları öğün, günün en önemli öğünü olarak kabul edilen kahvaltıdır. Uykuda geçen uzun açlık sürecinden sonra çocukların güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlaması okul başarısının artmasında son derece önemlidir. Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli olarak ana ve ara öğünleri tüketmeniz ile mümkündür. Bu nedenle, öğün atlanmamalıdır. Günlük tüketeceğiniz besinlerin 3 ana, 2 ara öğünde alınması en uygun olanıdır. Ara öğünlerde açlık hisseden çocuk; besleyici değeri düşük, sağlıksız yiyecek ve içeceklerle karın doyurduğu zaman besinlerle geçen hastalık riski artmakta, beslenmenin maliyeti artmakta ve süreç dengesiz beslenme ile sonuçlanmaktadır. Ara öğünlerde şeker ve şekerli yiyecek ve içecekler, cips, kolalı ve gazlı içecekler yerine süt, yoğurt, ayran, sütlü tatlılar, tam tahıllı ekmek arası peynir, meyve, taze sıkılmış meyve suyu, kuru meyve veya ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumları mümkünse kavrulmamış olarak tüketmeyi tercih etmeleri yararlı olacaktır.
Asıl görev anne-baba ve öğretmenlere düşmektedir. Çocukların büyüme ve gelişmelerini izleyip, sağlıklı beslenme davranışları geliştirmeleriyle yakından ilgilenerek, kendi beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıkları ile çocuklara örnek olmalıdırlar.

Hareket et mutlu hisset
İnsan vücudu hareket etmek üzere tasarlanmıştır. Durağan bir hayat, insanoğlunun yaratılış amacına aykırıdır. Hareket etme, vücut organlarının sağlıklı büyümesini, gelişmesini, bedenin sağlıklı ve dinç kalmasını sağlamaktadır. İnsanlar, bebeklik ve çocukluk döneminde hareket ederek dünya ile temas kurarlar, iletişime geçerler ve dünyayı tanımaya çalışırlar. Hayatın ilk 10 yılı, fiziksel aktiviteye ömür boyu alışkanlık kazandırmak için kritik bir dönemdir.

Sağlıklı beslenme alışkanlığı ve egzersiz, sağlığın korunması ve geliştirilmesi için büyük önem taşımaktadır. Gündelik yaşam içinde herkes az ya da çok fiziksel aktivitede bulunur ve enerji harcar. Ancak beslenme ile aldığımız enerji gün içinde harcanandan fazlaysa bu fazla enerji vücut tarafından yağa dönüştürülerek depolanır. Bu yağ deposu da aşırı kiloya ve çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır.
Egzersiz yapan kişilerde beynin hipokampus bölgesinde yükselen BDNF (brain derived neurotrophic factor)’nin nöral kan akımının arttırdığı ve adeta doğal bir antidepresan gibi davrandığı, aynı zamanda kalbin düzenli atımına da yardımcı olduğu bilinmektedir. Ayrıca, planlama ve yeni kararlar almaya dayalı spor dallarının (basketbol, futbol, voleybol, golf, oryantiring) fiziksel sağlığımız yanında beyin sağlığımız için de faydalı olduğu görülmüştür. Spor ve egzersiz, doğru ve düzgün düşünme, iletişim kurma, akılda tutma, yorumlama ve karar verme gibi becerilerimizin gelişimine katkı sağlarken, daha mutlu ve daha neşeli olmamıza, yaşama sevincimizin yükselmesine ve etrafa pozitif enerji yaymamıza yardımcı olur.

Artan medya tüketimi, sınırlı hareket özgürlüğü ya da değiştirilmiş yemek alışkanlıkları gibi faktörler, birçok çocuğun yaşam tarzı üzerinde giderek daha olumsuz bir etkiye sahip olmaktadır. Aşırı kilo ve fiziksel aktivite eksikliğinin bir araya gelmesi sonucunda çocuklar, daha da hareketsiz olmaya başladılar. Aşırı kilo ve hareketsiz bir yaşam, toplumda giderek artan ve ciddi bir sorun haline gelmekte olan koroner, metabolik ve ortopedik rahatsızlıkların artmasında da etkili olmaktadır.

Düzenli egzersiz yapıldığında kas oluşur. Kaslar, yağ yastıklarından daha fazla enerji gereksinimine sahiptirler. Bu nedenle sportif insanlar dinlenirken bile daha fazla kalori yakarlar. Açlık duygusu azalır. Daha fazla spor yapanlar daha az açlık hissederler. Dolayısıyla obezite ile ilgili daha az problem yaşarlar.
Fiziksel aktivite hazmı da kolaylaştırır: Hareketsizlik ve çok fazla oturma sonucunda bireyler sadece aşırı kilo sorunu ile değil, aynı zamanda kabızlık ile de karşı karşıya kalabilmekteler. Spor sayesinde bağırsakların hareket etmesi ve çalışması da sağlanmaktadır.

Fiziksel aktivite, kas-iskelet sisteminin (kemikler, kıkırdak, tendonlar, bağlar ve kaslar) gelişimini destekler, kardiyovasküler sistemi ve solunum sistemini güçlendirir, kas gücü ve genel performansı artırır, sağlıklı bir vücut ağırlığı sağlar, bağışıklık sistemini geliştirir ve düzgün bir duruş sergilenmesi üzerinde etkileri bulunmaktadır.
Çocuklardaki kemik maddesi, hayatlarının ilk yıllarında gerçekleştirdikleri zıplama, atlama, tırmanma ve koşma sonucunda daha dayanıklı ve yoğundur. Bunun yanında sadece çok fazla hareket ile çocukların omurgaları düzgün şekilde gelişebilir ve postür bozukluğu önlenmiş olur.

Modern çağ ile birlikte çocuklar artık çok fazla hareket etmemekteler ve neredeyse her yere ulaşım vasıtaları ile gitmekteler. Okul hayatının da genel anlamda sadece akademik başarıya endeksli olmasından dolayı, sportif etkinlikler ikinci planda veya sadece belirli haftalar ile sınırlı kalmaktadır. Oysa çocuklarının her gün en az bir buçuk, gençlerin ise en az bir saat hareket etmeleri gerekmektedir. Çocukların her gün en az 90 dakika fiziksel aktivite yapmaları günümüz şartlarında çok kolay görünmemektedir. Bu ancak, bütün şartların (güvenlik, ulaşım imkanları vb.) yerine getirilmesi kaydıyla, çocukların evden okula ve okuldan eve yürüyerek veya bisiklete binerek gitmeleri, okulda, ders içinde ve aralarında daha fazla hareket etmeleri ve spor ders saatlerinin yükseltilmesi ile sağlanabilir. Ebeveynler, çocukların fiziksel aktivite ve hareket etme davranışları üzerinde büyük bir etkiye sahiptirler. Ebeveynler, çocuklara hareket etme konusunda örnek olmalı, onları teşvik etmeli, onlarla birlikte fiziksel aktivite ve spor yapılmalılar.

Uyusun da büyüsün
İyi uyku, çocukların derslerde başarılı olmasında sağlıklı beslenme kadar önemlidir. Uyku, beyin başta olmak üzere tüm organların rejenerasyonu için şarttır. Uyku sırasında stres hormonları azalırken büyüme hormonu salınımı artar. Bu sayede uyku sırasında vücut kendini onarır, yeniden yapılandırır, protein sentezi artar ve vücut kendini yeni güne hazırlar. Çocuk ne kadar küçükse, büyüme o kadar hızlı, uyku ihtiyacı da o kadar fazladır. Düzenli uyuyan çocukta büyüme daha hızlı olacaktır. Okul öncesi çocukların düzenli uyku uyuyanlarında öğrenmenin daha net, hafızanın daha güçlü olduğu, hiperaktivite, anksiyete ve depresyonun ise daha az olduğu gözlenmiştir.

Yetersiz uyku çocuğun biyo-psiko-sosyal sağlığı, aile-akran-öğretmen ilişkileri, günlük yaşam aktiviteleri gibi bütün temel davranışlarını bütünüyle olumsuz etkiler. Yeterli uyuyamayan çocukların gündüz uyuklaması olur, okul başarısı düşer, kendini yorgun hisseder, okuma yazma ve matematik problemlerini çözme becerileri azalır. Yeterince uyuyamayan çocuklarda obezitenin daha sık olduğu saptanmıştır.

Okul çocuklarının uyku süreci en az 8 saat, ortalama 10 saat olmalıdır. Ergenlik döneminde ideal uyku zamanı 9 saat iken, ortalama 7-7,5 saat uyku ile yetinilmektedir.
Sağlıklı bir uyku için çevre de önemli bir etmendir. Bu nedenle çocuğun yatak odasının uygun ısıda, rahat, sessiz, karanlık olması gereklidir. Yatak odalarında hafif ışığı olan gece lambaları tercih edilebilir. Yatak odalarında televizyon bulundurulmamalıdır. Çocukların yatağa gitme ve yatma zamanları düzenlenmeli, okul günlerinde ve tatil günlerinde yatma ve kalkma saatleri aynı olmalıdır. Yatağa gitme zamanı yaklaştığında sessiz bir ortam yaratılmalıdır. Yatmadan hemen önce heyecanlı filmler izlemek, egzersiz yapmak, uykuya dalma süresinin uzamasına, uyku süresinin azalmasına yol açmaktadır. Çocuk açken yatırılmamalı ayrıca yatmadan önceki iki-üç saat içerisinde ağır yemeklerden, büyük porsiyonlardan kaçınılmalıdır. Çocuk gün içerisinde ve özellikle uykudan önce kafein içeren çay, kahve, çikolata gibi yiyecek ve içeceklerden uzak durmalıdır.

Yeterli ve dengeli beslenme, gereğinde vitamin ve omega-3 takviyesi, düzenli fiziksel aktivite ve uyku, stresten uzak durmak, rutin sağlık kontrolleri ve aşılarını aksatmamak çocuklar için çok önemlidir. Çünkü çocukların okula sağlıklı ve mutlu bir başlangıç yapması, tüm hayatlarını olumlu yönde etkileyip daha verimli bir yıl geçirmelerini sağlayacaktır. Başarılı bir eğitim için öğrencinin sağlıklı olması temel koşuldur.


Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Hasta ve Ziyaretçi Hakları

Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi size aşağıda açıklanan haklarınızı sağlamaktadır. Sağlık görevlileri ve diğer çalışanlarımız, haklarınızın bilincinde olup size saygıyla hizmet sunarlar.

e-Bülten Üyeliği

Haber ve duyurular için üye olun

                        

Bilançolar | Gelir Tablosu ve İktisat 2017 | Gelir Tablosu ve Bilanço 2018


Bu web sitesinin isim hakları, içeriği, şablonu, tasarımı ve site içindeki tüm dokümanlar Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’ ne aittir. Site içerisinde yer alan sayfalarda aksi belirtilmediği sürece, hiçbir doküman, sayfa, grafik, tasarım unsuru ve diğer unsurlar izin alınmaksızın kopyalanamaz, başka yere taşınamaz, alıntı yapılamaz, internet üzerinde veya her ne şekilde olursa olsun yayınlanamaz ve kullanılamaz (arama motorlarının dizinleri için kullandıkları geçici bellek kayıtlarından alınmış olsalar dahi). Sitemizi ziyaret eden misafirlerimiz, sitenin telif hakkı konusunda hastanemizin tüm talep ve açıklamalarını kabul ettiklerini beyan ve taahhüt ederler. Hakları saklı tutulmuş eserler, sahiplerinin onayı olmadan hiç bir suretle çoğaltılamaz, alıntı yapılamaz, yayınlanamaz, başka bir yerde kullanılamaz. Site içinde yer alan dokümanlar, Site Yöneticisinin önceden verilmiş açık onayı olmaksızın başka siteler ya da medyalara kopyalanamaz.